Bu ay ne okusak?

“Şu sıralar ne okusam?” diye kara kara düşünenlere BirinciBlog’dan bir edebiyat seçkisi. Şayet edebiyat denince aklınıza “çok satanlardan” fazlası geliyorsa, raflardaki yerini alan bu yerli ve yabancı menşeli metinlere mutlaka göz atmak isteyeceksiniz. Hazır havalar da soğuyorken, iyi bir kitap ve bir fincan kahvenin yerini ne tutabilir ki? İyi okumalar!

 

Genç Bir Romancıya Mektuplar – Maria Vargas Llosa (Can Yayınları)

2010 Nobel ödüllü yazar bu denemesinde roman sanatı üzerine düşüncelerini Franz Kafka’dan Gabriel Garcia Marquez’e, Virginia Woolf’tan Marcel Proust’a kadar pek çok ünlü yazarın eserlerine ve fikirlerine göndermeler yaparak kaleme almış. Genç romancılar için bir yol haritası niteliğinde olan bu metin, edebiyat okurlarına da yeni ufuklar açıyor.

 

 

 

Bir İntihar Efsanesi – David Vann (Can Yayınları)

“Hayatta herkesin payına düşen acı vardır. Ölüm başı çeker. Hele insanın yaşamına başka bir yoldan girdiyse. İntihar eden babaya duyulan özlem, sadece öfke duygusuyla bastırılabilir. Ne hesap sorulabilir ona, ne de anlamaya çalışılır. Ama gün gelir, yazar, alıp kalemi eline bedel ödetir bırakıp gidene; altından kalkamayacağı bir acı yükleyerek…”

Amerikan edebiyatının genç yıldızı David Vann’i dünya çapında bir üne kavuşturan kitapta, babanın intiharından sonra dağılan bir ailenin geçmişi baştan kurgulanıyor. Kurmaca ve gerçekliğin birbirinden çok ince bir çizgiyle ayrıldığı sürükleyici bir bireysel intihar mitosu.

 

 

 

O Muhteşem Hayatınız – Oya Baydar (Can Yayınları)

“Hangisi gerçek hayatım benim? Kendi yaşadığım mı, onun anlattığı mı?”

Dünyaca ünlü Türk bir divanın hikayesine paralel olarak Türkiye’nin yakın tarihine de ışık tutan roman, parlak hayatların ardında gizlenen yıkımları ve coğrafyamıza ait kimlik arayışlarını irdeliyor. Özenilen o “muhteşem hayatların” gerçek yüzünü ışığa çıkaran bir arayış ve tutku öyküsü.

 

 

 

 

Doğu’dan Uzakta – Amin Maalouf (YKY)

Maalouf’tan, Doğu’nun Limanları misali yüzünü yine doğuya çeviren bir “yüzleşme” romanı. Romanda, gençliklerinin en güzel günlerini bir arada geçirdikten sonra, ülkede çıkan iç savaş sebebiyle birbirinden ayrı düşen ve yıllar sonra bir arkadaş cenazesinde yeniden toplanan eski dostların öyküsü anlatılıyor. Amin Maalouf, bu hikaye üzerinden Lübnan İç Savaşı ve Ortadoğu coğrafyasındaki kültürel/toplumsal sorunlara bir “doğulu” bakış açısıyla parmak basıyor.

 

 

 

 

Bütün İnsanlar Yalancıdır – Alberto Manguel (YKY)

Gazeteci Jean-Luc Terradillos, 30 yıl önce Madrid’de intihar eden gizemli yazar Alejandro Bevilacqua’nın  hayatını araştırmaya girişir. Bunun için  Bevilacqua’yla, hayatının çeşitli dönemlerinde yakın ilişki kurmuş dört kişiyi seçer ve onlardan Bevilacqua’yı anlatmalarını ister. Bu dört kişi, Bevilacqua’nın sırdaşı Alberto Manguel, sevgilisi Andrea, hapishane arkadaşı Domuz ve yayıncısı Gorostiza’dır. Terradillos bu kişilerden Bevilacqua’nın hayat hikâyesini dinledikten sonra ummadığı bir sonuca ulaşacaktır.

Arjantinli yazar Maguel’den sürükleyici ve akıcı bir metin.

 

 

 

Çıplak Deniz Çıplak Ada / Bir Ada Hikayesi 4 – Yaşar Kemal (YKY)

Yaşar Kemal’in savaşlardan, kırımlardan, sürgünlerden arta kalan insanların, Yunanistan’a gönderilen Rumların boşalttığı bir adada yeniden bir yaşam kurma çabalarını anlattığı dörtlemenin son kitabı. Yaşar Kemal tarihi bir roman değil de, adeta tarihin kendisini yazdığı bu kitapla, destansı anlatıma sahip kült bir dörtlemesinin adını daha Türk edebiyat tarihine yazdırıyor.

 

 

 

 

 

Hikayem Paramparça – Emrah Serbes (İletişim)

Geniş bir okuyucu kitlesine ve büyük başarıya eriştikten sonra ekranlara da taşınan “Her Temas İz Bırakır – Bir Ankara Polisiyesi” ile hikaye yazarlığında kendini çok çabuk kanıtlayan isimlerden Emrah Serbes’ten yepyeni bir öykü kitabı. Şayet kısa ve vurucu hikayeler okumaktan hoşlanıyorsanız, parça parça anılardan derlenmiş bu metni severek okuyacaksınız.

 

 

 

 

Gece Dersleri – Latife Tekin (İletişim)

“Ah hayatım, hiç benim olmadın.”

Latife Tekin’den yoksulluk ve parçalanmışlık içinde kadını konu eden yeni bir roman. Politik örgüt içerisinde birey olarak kendisini bulmaya çalışan Gülfidan’ın gitgide kendi içine dönen ve adeta bir sayıklamaya dönüşen hikâyesinin anlatıldığı roman, içe dönük bir bireysel mücadele hikayesi.