Boğaz’a selam duran şarkılar

Muhtemelen bir Boğaz çocuğu olduğumdan, şu koca şehirde bana huzur veren yegâne yer Boğaz’dır. O kalabalık büyük semtlerin, trafiği ve kornası bol caddelerin, bina yığınlarıyla dolu İstanbul içinde İstanbul’ların verdiği ruh sıkıntısından ne zaman denizi, özellikle de Boğaz’ın sularını görsem kurtuluveririm. En sevdiğim ulaşım aracı vapurdur mesela – yenileri değil hem; İDO, Şehir Hatları’nı satın alıp gemileri değiştirmeden önce sularda yüzen ve şimdiye çoğu muhtemelen jilet olmuş vapurlar… Bahar gelince etrafını saran erguvanlar, yazın sularında balık peşinde yüzen yunuslar ve artık hiç eskisine benzemediğini babaannemin ve eski Çengelköy’lü aile dostlarımızın anlattıklarından üzülerek çıkarttığım çehresiyle Boğaz, yuvadır benim için. Dibine gömülen onca olta kurşununa, içine akan onca kanalizasyon yüküne, üzerinden sularını yara yara geçen onca tankere rağmen…

Etrafını çeviren onca çirkinliğe, artık sevimliliğini kaybeden sahil kahvelerine ve git gide sosyetikleşen semtlerine karşın, Boğaz’ın kirletilemeyen güzelliğine hala güzellik katmayı becerebilen bir şey varsa, o da Boğaz için bestelenmiş olsun ya da olmasın, şarkılardır. Düşünsenize, ta Dersaadet olduğu günlerden beri bu şehrin içinden geçen sular ne kadar çok şarkıya konu olmuştur! Dolayısıyla benim geçmişe dönük şarkı literatürüm burada eski zamanlardan bu yana bir sıralama yapmak için asla yeterli olmayacaktır – O yüzdendir ki, dinleyerek büyüdüğüm ve Boğaz’a yakıştırdığım şarkılardan kendimce bir “En Güzel Boğaz Şarkıları” listesi oluşturdum. Eksiği gediği varsa şimdiden affola!

***

Boğaz’a en çok yakıştırdığım şarkıların çoğunda bir Yeni Türkü dokunuşu görürüm. Ben henüz 8 yaşındayken, Türkiye’yi ekrana en çok kilitleyen dizilerden biri olan Süper Baba, Çengelköy’de çekilmeye başlanmıştı. İlkokulumun sıralarında Alim oturdu, haftasonları annemlerle kahvaltıya gittiğimiz küçük balıkçı kahvesini Fiko ve Nihat işletti, her gün okuldan dönerken geçtiğim yolun üzerinde Samet tezgah açtı derken, bir baktık Süper Baba sahiciymiş gibi Çengelköy’e karışıverdi. Belki de bu yüzden, dizinin müziklerini yapan Yeni Türkü’nün, yalnızca Süper Baba film müzikleri albümündeki değil, tüm albümlerindeki şarkılarını Boğaz’a yakıştırıp durdum. Bunların en başında da Çengelköy Olur Masal geldi…

YouTube Preview Image

Küçükken hep gördüğüm yerlerin 100 yıl öncesini düşünmek gibi bir adetim vardır. “Çengel Köyü”nün kuruluş hikayesini her dinlediğimde, gözümde Yedikule şarkısındaki gibi zindanlar, zabitler, nargileler dolu eski bir Boğaz gelirdi. Üstelik Yedikule’nin Boğaz’da olmasına hiç ama hiç gerek yoktu :)

YouTube Preview Image

İlkbaharda Boğaz’ı gezerken dinlenmesi farz bir Yeni Türkü şarkısıdır Karanfil. Vapurun önünde yarılan deniz suları, karşıda Emirgan İskelesi, vapurun kıçına takılan simit düşkünü martılar.

YouTube Preview Image

Murathan Mungan’ın Boğaz üzerine yazdıklarını okumaya doyum olmaz. Bilmiyorum Fırtına‘yı yazarken aklından hiç Boğaz geçmiş miydi ama, Boğaziçi’nde nereye yürüseniz yürüyün, çocukların oyunlar oynadığı bütün sokaklar hakikaten de denize çıkar.

YouTube Preview Image

Boğaz’a nazır şarkıların altına imza atan bir başka grup da Ezgi’nin Günlüğü’dür. Her dinlediğim Ezgi’nin Günlüğü şarkısında kendimi bir martı gibi Boğaz vapurlarının peşinden uçarken hayal ederim:

YouTube Preview Image

Hakan Yılmaz Signomi’de her “Düşünüze hiç girmez mi İstanbul?” diye sorduğunda, sırılsıklam eden sonbahar yağmuruna rağmen Kanlıca kıyısında öylece durup saatlerce denize bakasım gelir:

YouTube Preview Image

Ya da İstanbul‘u dinlerken Çengelköy veya Kuleli’den köprüyü uzun uzun seyredesim:

YouTube Preview Image

Çengelköy’de çekilen Süper Baba’dan sonra, en çok sevilen mahalle dizilerinden bir diğeri de Kuzguncuk’ta hayat bulan “Ekmek Teknesi” olmuştu. Bu dizilerle içindeyken bazen yaşamayı kaçırdığımız hayatları karşımızda capcanlı gördüğümüzden olsa gerek,  o hayatlara renk katan şarkıları mekanlarla özdeşleştirmek zerre zor olmuyor. Bu yüzden de Ekmek Teknesi’nin müziklerini yapan İncesaz’ın melodileri de her daim Boğaz’a pek bir yaraşır kanımca.

Her akşam eve deniz sırtındaki vapurlar sayesinde dönenler, bu bazen sövüp durdukları denizli şehri bırakıp asla firar edemeyeceklerini bir de İncesaz’dan Firar‘ı dinlerken anlarlar:

YouTube Preview Image

Bir de her ne kadar Balat için bestelenmiş olsa da, Kuzguncuk’la özdeşleşen Balat‘ı:

YouTube Preview Image

Uzun lafın kısası, her notasına deniz kokusu sinen bu şarkıları, tüm sokakları denize çıkan İstanbul’la özdeşleştirmemek imkansızdır. Hazır sonbahar da gelip, Boğaz boyu insandan, çoluktan çocuktan, kıymet bilmez gözü görmezlerden arınmışken sizlere tavsiyem, müzik çalarınıza yükleyeceğiniz şu melodilerle koca bir gününüzü sahil yürümelerine, kıyı kahvelerine, acı çaylara ve martı seslerine ayırmanızdır. Hiç pişman olmayacağınıza garanti verebilirim.

Selametle!

Comments
  1. ebru şenkartal

    ortaköy ve kuzguncuk arasında mekik dokuduğum çocukluğum geldi aklıma. ne güzel yazmışsın.. şarkılar da süper^^

  2. Okan Meriç

    Anadoluhisarı :-)) Bilmem anlatabildim mi 😉