Bir kimono için 40 yıl geyşa olabilirim


Biri Japonya dese bana, aklıma hemen o mavi saçlı kadın gelir. Günseli Kato muydu adı? Sonra Haruki Murakami’yi, Yayoi Kusama’yı,Sombrero Fallout’taki kızın uzun siyah saçlarını, o korkunç Fukuşima depremini düşünürüm. Ama en çok geyşalarla kimonolarda takılı kalırım.

Malumunuz kimonolar Japon kültürünün en ikonik sembollerindendir. Çok çok eski geçmişi, kitaplar dolusu detayı vardır. Maalesef nesilleri tükenmek üzere. Çok değil bundan birkaç yıl sonra kimono, bir film ya da güzellik salonu adı olarak kalabilir gündelik hayatın içinde.

Geçen gün gazetede bir haber okudum. Japonya’da bir zamanlar kadın, erkek, çocuk herkesin gündelik giysisi olan kimonoların satışlarında son yıllarda müthiş düşüş varmış.

Bu çok da anlaşılmaz bir durum değil aslında. Birincisi kimono dediğiniz şeyi giymek çok zor. 16 ayrı parçadan oluşuyor. Her birinin ayrı ritüeli var. Bu ritüelleri öğrenmek için kurslar kitaplar, kuaför gibi kimono giydiren kişiler var. İkincisi çok pahalı. Güzel bir kimono için onbinlerce dolar ödemeniz gerekebilir. Ayrıca ikinci dünya savaşından bu yana batılı yaşayan Japonya’da, sokakta kimonoyla dolaşmak artık pek de trendy olmasa gerek.

Japonya’da şu sıralar kimono giyen sadece zenginlerle geyşalar kalmış. Kimono endüstrisinin en sıkı müdavimleri geyşalar. Onların da nesli tükeniyor. Kyoto’da son yıllarda çok sayıda çay evi kapatılmış. Yasaktan değil karaoke barlarla casinolarla rekabet edemedikleri için.  Zenginlerin de merakları azalıyormuş. Gazetedeki aynı haberde okudum, Kyoto’da 50 yıldır lüks bir mağazanın kimono bölümünde çalışan bir kadın, “Eskiden müşterilerimiz her gün kimono giyerlerdi, şimdi çok azı bunu sürdürüyor” demiş.

Param olsa türlü türlüsünü alır, sırf zevk olsun diye giyer dolaşırım. Bir kimono için 40 yıl geyşa olabilirim.

Uzaktan baktığınızda bir kumaş yığınından başka bir şeye benzetemeyeceğiniz bu biçimsiz elbiselerin saklı, şahane manaları var. Mesela kimonoların en etkileyici yanı üzerlerindeki desenler. Her birinin ayrı anlamı var. Kimisi dinsel kimisi popüler inançlara işaret ediyor kimisi şiirler, hikayeler anlatıyor. Kuşlar, ağaçlar, kelebekler, çiçekler kimonolarda en sık rastlanan motifler arasında. İyi bir geleceğin, uzun ömürlü bir yaşamın sembolü olarak kırlangıç çok var mesela.

Metrelerce kumaşı süsleyen desenlerdeki renklerin de anlamı var. Mor ölümsüz aşkı ifade ediyor çünkü kumaşın boyandığı mor rengin elde edildiği bitkinin (murasaki) upuzun kökleri var. İndigodan gelen mavi kötülüklerden koruyor. Benibanadan elde edilen kırmızı en popüler kimono rengi. Tazeliği, gençliği, güzelliği ve pek tabi tutkuyu ifade ediyor.

Kimono bir statü sembolü aynı zamanda. Kimono seçimi de ince mesajlarla yüklü. Yapılan seçim kadının yaşını, medeni hâlini ve giyildiği olayın resmiyet derecesini ifade ediyor. Örneğin “maiko”lar (çırak geyşalar) Kurotomesode giyiyor. Yalnızca bel altından itibaren desen konan siyah bir kimono bu. Furisode’yu evlenmemiş kadınlar giyiyor. Iromuji, çay seremonilerinde giyiliyor. Yukata, yaz kimonosu.

Kimononun deseni hangi mevsimde giyilmesi gerektiğini de belirliyor. Örneğin kelebekler ve kiraz çiçeği tomurcukları içeren desenli bir kimono ilkbaharda ya da yazın giyilirken akçaağacın kızıl yaprağıyla süslü bir kimono sonbaharı müjdeliyor. Kışlık kimonolardaysa en çok bambu, çam ve ume (japon kayısısı) tomurcukları gibi desenler kullanılıyor.

Cambridge Düşesi Kate Middleton, geçtiğimiz eylül ayında Singapur ziyareti sırasında kimonoya benzer bir elbise giydi. Olay oldu. Kate’in küçük pembe elbisesinden hemen sonra Prada, Milano moda haftasında kimonoya yeniden can veren bir koleksiyon sundu. Çok ilgi gördü. Herhalde kimonoların da artık modern çağa ayak uydurması gerekiyor.  Yalnız dikkat etmek gerek, modern çağın geleneği deforme etmekte üstüne yok. Kimonolar H&M’e düşmeden alabilsek keşke…