Bir İngilizin gözünden Akdeniz tarihi

Konusunu tarihten alan romanlar okumayı sever misiniz? Şayet seviyorsanız, adını şimdiye kadar duymadıysanız bile bu yazıyı okuduktan sonra muhakkak yazdıklarına göz atmak isteyeceğiniz biriyle tanıştırmak istiyorum sizi: Osmanlı tarihini çok iyi tanıyan ve ömrünü bu konudaki araştırmalara vakfetmiş yazar Roger Crowley’le.

1951 doğumlu İngiliz yazar, denizci olan babasının işi sebebiyle uzun yıllar Malta’da yaşamış. Bu durumun getirisi olarak da tarihe, özellikle de Akdeniz tarihi ve kültürüne büyük bir ilgi ve hayranlık duyarak büyümüş. Bu ilgisi onu Cambridge Üniversitesi’ndeki İngilizce eğitimini tamamladıktan sonra Türkiye’ye sürüklemiş. Yazar bir dönem İstanbul’a yerleşip İngilizce dersleri vermeye başlamış. Bu esnada da imparatorluklara başkentlik yapmış şehri ve Türkiye’nin batısını gezip  kültürel araştırmalar yapmaya fırsat bulmuş. Araştırmaları sonucunda derlediklerini ilerleyen yıllarda yazın çevresi tarafından “Akdeniz Üçlemesi” olarak anılacak roman serisinin ilk kitabı “Son Büyük Kuşatma, 1453” için kaleme almış ve roman 2005 yılında okuyucuyla buluşmuş.

Benim yazarla tanışmam ise bundan 3-4 sene öncesine dayanıyor. Bir gün benim gibi tarihe meraklı bir arkadaşımın ısrarları üzerine edindiğim Son Büyük Kuşatma, 1453’ü okudum ve yazarın üslubuna hayran oldum. Eser tam anlamıyla bir roman olarak nitelendirilemezdi – elimde tuttuğum metin her şeyden önce doğruluğundan büyük oranda emin olunan Osmanlı ve Bizans kaynaklarından birebir faydalanılarak kaleme alınmış bir incelemeydi.  Ama olaylar öyle akıcı bir üslupla hikaye edilerek anlatılmıştı ki, okuyucuya bütünüyle bir roman deneyimi yaşatmayı başarıyordu. Diğer yandan biraz kuşatmanın kazanan tarafında olduğumuz, biraz da milli tarih öğretisi etkisinde yetiştirildiğimiz için bize sadece Türklerin kahramanlıklarından bahsedilerek aktarılmış tarihi olguları çok daha gerçekçi bir zemine oturtarak anlatıyordu.  Bu da genellikle bir muammalar toplamı olan tarihi olayların sahici yüzünü öğrenmek için yanıp tutuşan okuyucuları biraz olsun tatmin ediyordu. Genelde objektif olabilmek için çaba harcayan yazar her ne kadar yer yer kendini kaybedip yaptığı yorumlarla fetih hadisesinin Bizans kanadında durduğunu açık etse de, okuyucu yazarın yabancı menşeli olmasının getirdiği ön kabulle nerelerde sübjektifliğin güç kazandığını kolayca görüp, metni aslında olması gerektiği gibi okuyabiliyordu. Uzun lafın kısası ortada alışılageldik tarihi anlatılardan çok daha güçlü ve sahici bir metin duruyordu.

İlk kitabın etkisinde o kadar kaldım ki, şu sıralar okumakta olduğum üçlemenin ikinci kitabını raflarda gördüğümde gözümü kırpmadan satın aldım. Akdeniz Üçlemesi’nin ikinci kitabı İmparatorların Denizi Akdeniz, Kanuni Sultan Süleyman zamanında Akdeniz üzerinde süregiden egemenlik savaşını anlatan ve yine güvenilir kaynaklara dayanılarak kaleme alınmış bir roman/inceleme. Romanda 1500’lü yıllarda Eski Dünya’nın durumu, buna derinden etki eden Yeni Dünya’nın keşfi, kanlı ve acımasız Hıristiyan-Müslüman mücadelesi, alınan ve kaybedilen şehirler, korsanlar, kürek mahkûmları, dev donanmalar ve tüm bunlardan etkilenen sivillerin yaşadıkları bütün gerçekçiliğiyle göz önüne seriliyor. Dönemin iki büyük hükümdarının karakteri ve “şanlı zaferleri” kadar, zaafları ve yanlış kararları da anlatılıyor. Ne var ki okuyucunun aklında yazarın objektifliğini her an Osmanlı aleyhine kaybedebileceğini tutmasında fayda var. Roman her ne kadar kolay kolay ulaşılamayacak yüzlerce kaynağın bir derlemesi niteliğinde olsa da, yazılanlar bir kere de okuyucunun süzgecinden geçirilerek değerlendirilmeli.

Venedik’in deniz gücünü nasıl kazanıp nasıl yitirdiğini anlatan üçlemenin son kitabı City of Fortune ise (büyük olasılıkla okuyucu bulamayacağından endişe duyulduğu için) Türkçe’ye çevrilmemiş. Dolayısıyla bir yabancının bakış açısını yansıtan bu tarihsel serüvenlere şimdilik yalnızca iki kitap vasıtasıyla erişebiliyoruz. Ama karşımızda tarihi olaylara kendini bu denli adamış bir yazar varken, yenilerini beklemenin hiçbir hayal kırıklığı yaratmayacağını söylemek mümkün. Şimdiden iyi okumalar!

Comments
  1. Fatih YILDIZ

    İlk iki kitabı 2008 yılında arka arkaya büyük bir zevkle okumuştum. Ne garip üçüncüsünden haberim yoktu. Bunu öğrenmiş olmak sevindirici ancak çevirisinin yapılmaması üzücü bir durum. Teşekkürler