Bir avuç gökyüzü

fft22_mf2171538

1862 İngiltere, 1906 Fransa, 1907 ABD, 1960 Çin, 2014 Soma ve kader… Günlerdir bir şeyler yazmak istiyorum ama boğazımda düğümlenen bir şeyler var. Bu mesleğin kaderinde ölüm varmış! Olağan şeyler, olağan şüpheliler. Vicdanın bu yaşananlara bir anlam vermekte çok zorlanıyor. Nerden tutsan kömür olmuş bir ceset gibi elinde ufalanıyor.  Tatsız, tuzsuz, çiğ bir şeyler var.

Ölüm kara bir bulut gibi kol geziyor bu coğrafyanın üzerinde. Kimileri tarafından ölüm kutsanıp, güzelleştirilmeye çalışıyor. Tanrılara kurban verdik. Onurlu adamlar, ekmek parası için canını dişine takmış babalar, gencecik çocuklar ölürken arkalarından “Çok güzel öldüler!” diyorlardı. Bu memlekette neden hiç bir şey değişmiyor yıllar önce okul çağında bir çocuk asılırken, şimdi aynı çocuklar yerin altında karanlık tünellerde çaresizce o ölümün soğuk nefesini bekliyorlar. Ölümlerin arkası kesilmiyor; bombayla, gaz fişeğiyle, kurşunla, kızgın bir kocanın bıçak darbeleriyle, sokak ortasında dövülerek… Bu satırları yazmaya çalışırken günlerdir kömür yerine ölü bedenler taşınıyordu yeryüzüne. Bir umut diyen yaşlı gözler, yüreği yanan anneler, babalar, eşler, çocuklar, sinir krizleri, feryatlar. Bütün duygular en dayanma sınırlarının ötesinde yaşanıyor. Bir adım ötesi çıldırmak. Dünyanın tüm deliliğinin insanların üzerine çöktüğü zamansız bir evren. Bir mahşer provası. Ne büyük çaresizlik. Bizim büyük çaresizliğimiz.
53735024ecccd01d165681f2
Yıllar önce ‘İşçisin işçi kal’ demişti Cem Karaca, Tamirci Çırağı şarkısında. Kapitalist düzenin modern köleleri işçiler. Kapitalizm yükseklerden bakan düzenbaz miyopların “sorumsuzca yiyelim, yedikçe şişelim” demesinden öte nedir ki? Para kazanma, daha fazla kazanma ve bunu paylaşmama hırsının tavan yaptığı bir düzenin içinde yaşıyoruz. Hiçbir zaman özür dilemeyen, pişmanlık duymayan, sorumluluk almayan pahalı takım elbiseli insanlar! Ama modern çağlarda çok güzel bir isim buldular buna: Ekonomi.

1979 yapımı Şerif Gören filmi olan Almanya Acı Vatan filminin bir sahnesinde yıllardır çöpçülük yapan Türk işçi, hiç izin kullanmamış, işine dört elle sarılarak yılın en iyi çalışanı seçilmiştir. Yapılan törene belediye başkanı da katılır. Bir tercüman ve Türk işçi arasında şöyle vurucu bir diyalog geçer. Ve aslında bu diyalog filmin özeti gibidir.

– Tercüman: Emekliliğin yaklaşıyor, emekli olunca ne yapacaksın?
– Çöpçü: Memleketime dönüp öleceğim
– Tercüman: Belediye başkanının yanında çeviremem bunu, düzgün bir şeyler söyle
– Çöpçü: Bu kadar çalışmaya can mı dayanır yahu, ölücem!
fft22_mf2171521
Evet işçi kardeş daha çok çalış, daha çok öl. Amansız bir yarış uğruna ve ekonomi rakamları için senin daha çok ölmelerine ihtiyaçları var. Sus sen konuşma, sadece rakamlar konuşsun. Zordur zaten işçi olmak, ekmek aslanın ağzından, midesine inmiştir. Bir avuç gökyüzü için değil, bir avuç kömür için çalış. Bu nedenle yoksulun payına hep tatlı ölümler düşer güzel ülkemde. Kader der susarız, takdiri ilahi der kısa bir süre sonra da unutur gideriz. Ama kömür karası geçer, yüz karası asla geçmez. Ve kim demiş gözyaşının rengi olmaz diye, bazen kömür karası, bazen deniz mavisi.

O yüzden devlet büyüklerimizin dediği gibi siyaset yapmayın! az şöyle kenara çekilin ve işçiler kendi kaderlerini yaşasın. Geriye çok zor bir matematik problemi kalıyor. Bir avuç kömür mü daha ağırdır, yoksa bir avuç gökyüzü mü?