Bir aşk üçgeni Parade’s End

Eylül ayının ortalarında yayınlanacağını duyduğumda derin bir ohh çekmiştim Parade’s End için. Kanımca en başarılı Sherlock olan Beneditch Cumberbatch ve Barselona Barselona’da keşfedip çokça beğendiğim Rebecca Hall’ın başrolü üstlenecek olması vakit kaybetmeden diziyi takibe almak için yeterli sebeplerdi. HBO ve BBC ortaklığının söz konusu mini dönem dizisinde göstereceği başarıyı hesaba katmaya gerek bile görmüyordum. Yayınlandığı hafta malum ortamlardan bulup izlemeye başladığım diziyi biraz da kasarak İngilizce altyazıyla izledim ama beklediğim tadı hemen alamadım. İngilizceye o derece hakim olmayışın verdiği buruk tat geçtiğimiz hafta çevirilere kavuşup diziyi bir tur daha dönünce yerini keyfine doyulmaz bir seyre bıraktı.

İngiliz yazar Ford Madox Ford’un bazı kaynaklara göre kendi hayat hikayesinin bir dökümü olan dört ciltlik roman serisinden uyarlanan beş bölümlük mini dizi 20. Yüzyılın ilk çeyreğini ve I. Dünya Savaşını arka planına yerleştirerek hem dönem itibariyle yaşanan sancılı süreci hem de kahramanlarımızın yaşadığı bir aşk üçgenini anlatıyor. Dizinin hikayesini biraz daha genişletmem gerekirse;

İlk sahnesini 1908’de açan dizi, muhafazakar İngiliz asilzadesi Christopher Tietjens’in (Beneditch Cumberbatch) bir tren yolculuğu esnasında tanıştığı Sylvia ( Rebecca Hall)ile yaşadığı kaçamağın hamilelik haberi sonucu zorunlu bir evliliğe dönüşmesiyle başlıyor. Çocuğun kendisinden olduğuna çok inanmasa da bir centilmenin görevlerini yerine getirmesi gerekliliğine duyduğu inançla durumu hemen kabulleniyor kahramanımız. ‘Enayilik etsem de bu kadın harika’ sözleriyle kendini avutan Tietjens’in karısına duyduğu arzu çabuk sönüyor. Sönen arzunun yerini içi boşlukla dolu derin bir sadakat alıyor. Başta konumunu güçlendirmek ve eski aşıklarından intikam alabilmek için Cristopher’ı ağına düşüren Sylvia herkesin başını döndüren cazibesinin kocasının üzerinde hiç etkili olmamasının verdiği hırçınlıkla karşısına çıkan her fırsatta kocasını aldatıyor. Aldatıldıkça daha da sadık olan adamın bu vurdumduymazlığı Sylvia’yı ne hale getiriyor tahmin edersiniz…

Değişen dünya dengeleri, patlak vermek üzere olan I. Dünya savaşı arifesi ve ısrarla oy haklarını isteyen kadın toplulukları derken Christopher belki de birlikte mutlu olabileceği o insanı, oy hakkı için girdiği komik bir eylem halindeyken tanıyor. Küçük bir kız çocuğu kadar masum olan Valentine ile aralarında derin bir bağ kurulsa da bu aşk bir süre asilzademizin centilmenlik kurallarına ve zalim Sylvia’nın oyunlarına takılıyor.

Bitmek bilmeyen Sherlock arasında Beneditch’i çok farklı bir dünyanın kahramanı olarak izlemek beni oldukça mutlu etti. Bir de dönem dizi – filmlerinin özellikle hayranıyım. Hem dönem  hem mini hem de HBO & BBC kalitesinde olan edebiyat uyarlaması dizi için son yorumum ‘fazla bekleme yapmadan izlemeye başlayın’ olacak…

Parade’s End Trailer:

YouTube Preview Image
Comments
  1. Jamia

    Nerden izleyebiliriz?

    • Ebru Şenkartal

      ben indirdim ama dizi sitelerinde de var olabilir. dizimag bakarsan var sanırım. ya burdan site adı verdim ama napim 😛