Beyaz perdelik konser: Coldplay Live 2012

Yazıyı yazmazdan evvel şu vardı kafamda: ‘işteyim, günlerden de pazartesi, erken çıksam da olur.. Gideyim bir iki bölüm dizi izleyim, gevşeyim ve kendime geleyim. Sonra illa ki yazarım blog yazımı..’ Öyle olmadı, öyle kurduğum gibi güzel bir gün değildi. 09:00’da gittiğim işten, 22:00’de döndüm, bir yemeğe katılmam gerekti, falan fişmekan.. Sonra kendimi teskin etmeye başladım. Bir Coldplay konser yazısı yazacaktım nihayetinde. İşin güzel yanıysa şu; BB’deki ilk yazım da Coldplay’in 2012’ye girdiğimiz gece verdiği o muhteşem konseri üzerindeydi.

Canımız, pirimiz, Ada’daki en güzel yarenimiz Coldplay’imiz, efendim, geçen hafta sonu bir blu-ray/DVD/DVD-A yayınladı. Adı, Coldplay Live 2012.. Haşmetmeablarının, Mylo Xyloto’nun dünya turnesinde hazırladıkları konser kaydı oluyor bu kayıt. Öylesine bir konser değil bu, öncelikli bunu söylemem lazım. İlk nedeni şu; Coldplay, hiçbir zaman konser albümlerini rutine bağlamaz. Bundan kastım da, ‘bir albüm bastık, hadi hemen bunun konser versiyonunu da basalım’ olayı yoktur grubun. Zira son official konser albümü 2003 yılında, ikinci albümü A Rush of Blood to the Head’ı yayınladıktan bir yıl sonra, ‘Coldplay Live 2003’ adıyla basıldı. (LeftRightLeftRightLeft official bir konser albümü değil, bir teşekkür konseri toplamasıydı.)

İkinci bir diğer ilginç nokta şuydu –ki bence en farklı noktası bu-, bu konser yurt dışında sinemalarda gösterilmeye başladı. Daha önce böyle bir uygulama var mıydı diğer gruplarda -bağışlayın- bilmiyorum. Varsa bile bu denli lanse edilemedi. Sinema ortamında gösterimden de şunu anlayabiliyoruz; salt bir konserden bahsetmiyoruz. Yani ortada sadece bir performans kaydı yok. Arada Chris Martin önderliğinde diğer grup üyelerinin de röportajları, hem albüm hem de konserler hakkındaki yorumları bulunuyor. Bu da aslında değişik bir done. Tamam, evimizde DVD ya da blu-ray izlerken böyle yorumlara şahitlik ettik, ama beyaz perdede bunu görmek –en azından buna şahit olmamış insanlar için- garip.

Bir üçüncü önemli nokta, tıpkı 2012’ye girdiğimiz yılbaşı gecesi konserinde olduğu gibi, Coldplay yine bir kurumsallık işine girmişti. Ama bu kurumsallığı, o konserdeki kurumsallığa göre 100’le çarpmanız gerekiyor. Zira bu konser kaydı, tek bir konserden değil; Glastonbury Festival’i, Stade de France konseri, Paris and Bell Centre konseri ve Montreal konseri performanslarından oluşuyor. Her konserde en az 30 bin kişi bulunuyor ve herkes bire bir –altını çiziyorum- bire bir Coldplay elemanı gibi.. Hepsinin kollarında Mylo Xyloto’nun renklerinde ışıklı bileklikler, çoğu kişide Paradise’ın klibindeki o filin maskesi ve daha niceleri niceleri..

Bunlar konserin niceliği tabii ki. Bir de muhteviyatı var ki.. O kamera açıları, o yavaş çekimler.. Chris Martin röportaj verirken geri kameraların gördüğü enstantaneler.. Konsere grubun nasıl hazırlandığı, o görselliğe nasıl bulandığı.. Bunların dışında hele ki o konser performansı.. Dünyadaki en iyi frontman’lerden biri olarak gördüğüm Chris’in burada anlatmamın adeta tahammülfersa kaçacağı hareketleri, bilhassa o yavaş çekimde yakalanan pozları.. Bir de şımarıklık yapmam elzem geliyor, DVD yerine blu-ray izleyin bu kaydı. O zaman ne demek istediğim daha da ortaya çıkacaktır.

Ne desem hep bir eksik olacakmış gibi konser için. Fanları olarak koklayıp duruyoruz sadece böyle kayıtları. Hani büyüklerimiz bize Pink Floyd’u ya da Led Zeppelin’i anlatırdı ya, biz de çocuklarımıza Coldplay’in bu kayıtlarını anlatacağız kasıla kasıla. Anlatmak istediğim bu.. İzlemek istediğim ilk grup Coldplay.. Bir kere gelseler –ekşisözlük geyiğidir ya- çocuğumu keseceğim, ama ne diyelim; umut fakirin ekmeği.. Hiç olmazsa internet var diyerek avutuyoruz bünyeleri.. Totem yapalım, -bazı arkadaşların yaptığı totemler tutuyormuş, haberim var- belki 2013’te biz de Coldplay’i dünya gözüyle görebiliriz.. Selamlar efendim..

Coldplay – Live 2012 (Official Trailer):

YouTube Preview Image

Coldplay – Paradise (Live 2012 from Paris):

YouTube Preview Image