Berlin’i Keşfedin

Berlin geçmişi ve bugünüyle başdöndürücü bir kent. Mimarisi, meydanları, ilginç semtleri, müzeleri, sanat galerileri, parkları, gece hayatı ile gerek eski rejim ile 21. yüzyılın şaşırtıcı bir sentezini sunuyor. Almanya’nın başkenti ve en büyük şehri olan Berlin ülkemizden uçuş süresi ile yaklaşık 3 saat uzaklıkta. Kışları genellikle soğuk ve karlı geçiren kent, yazları ılık ve sıcak bir iklime sahip. Kenti gezmenin en güzel zamanı da günlerin uzun, gecelerin ılık geçtiği yaz mevsimi diyebiliriz. Berlin, bambaşka bir siyasi ve kültürel tarih mirasına sahip. Kent özellikle 1. ve 2. dünya savaşı ve sonrasındaki soğuk savaş döneminin siyasi buhranlarıyla çalkalandı, derinden yara aldı. 1990’da Doğu ve Batı Almanya’nın birleşmesinden sonra yeniden  başkent oldu ve eski görkemli, renkli günlerine kauştu. Şimdilerde 3,5 milyona yaklaşan nüfusuyla tam bir metropol görünümünde. İşte Berlin’i ılık yaz günlerinde gezip görmek isteyenler için önemli ipuçları:

 Alexander Platz: Alexanderplatz şehrin merkezi konumunda. İsmini Rus Çarı Alexander’ın 1803’deki ziyaretinin ardından alan meydan, kısa süre içinde bölgenin en önemli ulaşım noktası ve buluşma noktası haline gelmiş.Berlin Duvarı’na ve Doğu Almanya yönetimine karşı 1989 yılında yapılan 700 bin kişilik gösteriye evsahipliği yapmış olmasıyla da ünlü. Yazar Alfred Döblin’in, 1929 yılında yazdığı romanı “Berlin Alexanderplatz” bu meydanda geçiyor. Yazar, bu meydanı “Kozmopolit kentin titreyen kalbi” olarak tanımlıyor.

Brandenburg Kapısı: Şehrin bir başka simgesi ise Brandenburg kapısı. 18. yüzyılda Berlin kentine girişi sağlayan 18 kapıdan en görkemli olanı.Aynı zamanda soğuk savaş döneminin sembolü olan kapı, bugün restore edilmiş haliyle turistlerin fotograflarına fon oluşturuyor.

            

 

Parlamento Binası : Berlin’deki en ünlü bina hiç şüphesiz Parlamento Binası yani Reichstag. Almanya’ya Hitler dönemine kadar parlamento binası olarak hizmet vermiş ancak bölünmeden sonra uzun yıllar boş kalmış. Birleşme sonrası Berlin Başkent ilan edildiğinde ise yeniden eski ünvanına kavuşmuş.Sıra beklemeyi göze alırsanız, ücretsiz olarak  binanın tepesine çıkıp yüzde şehrin manzarasını izleyebilirsiniz…

Unter der Linden Bulvarı : Brandenburg Kapısı’ndan başlayarak yaklaşık1,5 kilometre boyunca uzanan Unter der Linden Bulvarı’nda, Berlin’in en güzel tarihi yapıları sıralanıyor. Bulvarın adının anlamı ise oldukça romantik; “Ihlamurlar altında”. İsmini, bulvar boyunca sıralanan ıhlamur ağaçlarından alıyor. Cadde boyunca Humbolt üniversitesi, konsolosluklar ve ünlü Babel meydanı ile birlikte opera binası görülebilir.

          

 

Gendarmenmarkt:  17. yüzyılın sonlarından kalma Gendarmenmarkt da Berlin’in en güzel meydanlarından biri. Tam ortada konser salonu, bir yanda Fransız, diğer yanda Alman katedralleri meydanın önemli yapıları. Meydanın etrafındaki sokaklar ve Oranienburger caddesi  Berlin’deki gece hayatının kalbi.

 

Kurfürstendamm Bölgesi:  Küfurstendamm semti şık dükkanları, kafeleri ve Avrupa’nın en büyük mağazası olan 60 bin metrekarelik KaDeWe’nin de bulunduğu caddesi ile alışveriş düşkünlerinin gözdesi. Cadde üzerindeki Kaiser Wilhelm Kilisesi ise 2. Dünya Savaşı’nın yarattığı acıların sembolü olarak restore edilmemiş bir biçimde duruyor.

Potsdamer Bölgesi: 90’lı yıllarda Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla ortaya çıkan alan, modern mimarinin seçme örnekleriyle donatılmış. 1993-2001 yillari arasinda insa edilen alanda 103 metrelik kulesi ile SONY-Center ve çadira benzeyen asma cam kubbesi ile Daimler-Chrysler’in  85 metre yüksekliginde inşa ettirdiği gökdelenler Berlin’in modern yüzünü yansıtıyor.

Müzeler Adası: Berlin kozmopolit yapısı ile bir dünya kültür metropolü aynı zamanda. Kent, Prusya kültür mirası olan Müzeler Adası, Kültür forumu, üç opera, bir filarmoni, birçok tiyatro ve konser salonları, kütüphaneleri ile sahip olduğu kültür kimliğini fazlasıyla hak ediyor.

Bergama Müzesi: Sadece şehrin değil, ülkenin de gözbebeği. Ülkemizin Bergama ilçesinden çıkarılan ve Sultan II. Abdülhamit’in Almanlarla ittifak kurabilmek için hediye ettiği Zeus Sunağı başta olmak üzere birçok arkeolojik eser artık Berlin’deki bu müzede sergileniyor.

                             

 

 

 

 

 

 

 

Check point Charlie:  Berlin Duvarı tam 28 yıl boyunca iki taraf arasında sosyal, kültürel, ekonomik ve daha birçok alanda telafisi çok zor farklılıklar meydana getirmişti.  İki Almanya’nın olduğu ve Berlin’in doğu ve batı olarak ikiye bölündüğü “Soğuk Savaş” yıllarında, ana geçiş için kullanılan kapıdan geriye kalanlar şimdi turistlerin uğrak yeri. Check Point Charlie ismiyle bilinen bölgede, o dönemleri kronolojik olarak görebileceğiniz, doğu tarafından duvarı geçmek isteyenlerin yaşadıklarını gösteren fotoğraf ve objelerin sergilendiği Checkpoint Charlie Müzesi bulunuyor..

Kreuzberg’in diğer adı Küçük İstanbul

Türkler Berlin’deki en kalabalık yabancı nüfusunu oluşturuyor. Kreuzberg semti de Türklerin en yoğun olarak yerleşik olduğu bölgelerden biri..İşin ilginç tarafı Kreuzberg, şehrin marjinal sanatçılarının da yaşadığı bir semt.Berlin duvarı yıkılmadan önce duvarın kenarına sıkıştırılan Türk mahallesi doğu ve batı Berlin’in birleşmesinin ardından şehrdin tam göbeğinde kalmış.

                                                       

 

 

 

 

 

 

Schönenberg’de bir gezintiye çıkın

Çarşamba ve Cumartesileri ’’Çiftçi Pazarı’’nın kurulduğu Schönenberg semti restore edilmiş, 19. yüzyıla ait evler ve kafelerle dolu. Alman sinemasının ilk kadın yıldızı,Marlene Dietrich’in mezarı da bu mahallede bulunuyor.