Ben size ne diyeyim bilemedim ki

Uzunca bir süredir hepimiz başka bir şey konuşup düşünemez olduğumuz için iki satır bir şeyler paylaşayım istedim.

Bekledik…  Olayların ortasında aldı başını gitti birileri. Bir hava değişimi iyi gelir, zihin açar dedik.

Olmadı…

Ne kafayla gidildiyse neredeyse daha da beter dönüldü…

Dilimiz döndüğünce, mizahımız elverdiğince, CS biber gazı kovanlarına çiçek ekerek, her türlü kanıtlarıyla ve kişisel muhabirlik becerilerimizle -zira bizim uzun zamandır haberci, televizyoncu falan sandığımız insanlar insan da değil birer bez bebek, tahta kuklaymış – olan biteni anlatmaya çalıştık. Geçen Cumartesi aradığım haber ağırlıklı yayın yaptığını sandığım televizyon kanalında karşıma çıkan arkadaşa: “İyi akşamlar memleket ayağa kalktı neler oluyor? Neden yayınladığınız haberlerde göremiyoruz olan biteni ?” dedim. Kısa bir sessizlik oldu (sanırım akışa baktı ekrandan) Yoo bizde haber yok ki şu an film yayınlıyoruz biz dedi! “Ben de onu diyorum güzel kardeşim” deyip suratına kapadım telefonu sinirimden…

bazı

Yüzlerce, binlerce sosyal medya paylaşımıyla erişebildiğimiz herkese durumu anlattık. Trajikomik ama gerçek, dünya basını ve medyası olan biteni bu ülkede yaşayanlardan daha iyi biliyor ve gerçekte neler olduğunu onlar bize anlattı zaman zaman bu süreçte.

Olan bitenin daha ne olduğunu ve karşısında kimlerin olduğunu anlamaktan acizlere laf anlatmak ne zormuş arkadaş! “Anlamaz kafalılık” diye komik bir tabirimiz vardır arkadaşlarla, ha bir de “Her şeyi yanlış anlayan adamlar” diye de hayali karakterlerimiz… Aynı o hesap durum… Şaşırdık mı? Hayır… Üzüldük mü? Biraz… Vazgeçtik mi? Ne münasebet!

Tekrar tekrar anlatmaya, söylemeye, göstermeye devam ediyoruz. Bir şeyi kırk kere söylersen olurmuş ya o hesap. Bu arada yukarıdaki slogan hakikaten ne doğruymuş, başta çok gülmüştük!