Behzat amirin gündüz düşleri

Hatırlayanlar bilir daha önce memketin başkenti Ankara ve Behzat Ç. Hakkında yazılar yazmıştım. Ankara bu ülke coğrafyasının en tuhaf şehirlerinden biridir. Bir kere devlet ciddiyetinin sokaklara kadar sinsice işlediği gri bir şehirdir. Her şeyden önemlisi ömrümü yiyen bu şehirde, uzun bir süredir hayata karşı işlenen suçlarda belli bir oranda azalma mevcut, çünkü cinayet bürosu baş komiseri Behzat Ç. ve ekibi her daim iş üstünde. Anlayacağınız Ankara’da bu sıralar asayiş berkemal, fakat dizinin sıkı takipçileri tedirgin. Gündemin en sıcak konularından biri diziler olunca, acaba sıra bizim dizimize de gelir mi endişesi net olarak dile getirilmeye başlandı. Behzat Ç. yayınlandığı ilk dönemden itibaren sürekli birilerini rahatsız etti, “böyle emniyet mensubu olur mu?” yaygaraları arasında yayın saati gecenin ilerleyen saatlerine alındı, küfürlü konuşmalar biplendi, içki şişelerine mozaik döşendi. Fakat bütün bunlara inat dizinin işlediği konular sol kroşe misali daha da sertleşmeye başladı. Türkçe mealiyle Behzat Ç. ofsayta düşmekten hiç çekinmedi.

Yanlış hayatın doğru yaşanmadığı bir dünyada Behzat Ç. kendi adalet anlayışının peşinden koşan yalnız bir adam. Zar zor geçinen, koca olamayan, baba olamayan, cinayet çözmek dışında her işte başarısız olmuş aşırı doz sert bir erkek. Ama çoğu insana göre Behzat amir kalbi temiz fakat paramparça bir adam. Bu paramparça adamın hayatla olan meselesi ve onun hak arama mücadelesi diziyi farklı boyutlara sürükleyemeye devam ediyor. Bu nedenle dizi ilk bölümünden itibaren sokakta bile kolay kolay söylenmeyecek konuları birilerin gözüne sokarcasına serseri mayın misali söylemeye çalıştı. Tutuklu gazeteciler, Cumartesi Anneleri, Nefret Cinayetleri, Cemaat-Emniyet ilişkisi, gecekondu meselesi, Hes Eylemleri, kot kumlama işçilerinin dramı gibi konular ele alındı. Bir anlamda hayatın atardamarına dokunulmaktan  çekinilmedi. Hep geciken o yüzleşme 80. bölüm itibariyle yaşandı. İleri demokrasinin sınırları yıpranan sinirler eşliğinde test edildi.

Ne oldu peki 80. bölümde kısaca hatırlayalım. Anadil hakkını savunanlarla, onların karşısında olanlar arasındaki çatışmayı bir cinayet hadisesini baz alarak derinlere taşıdı. Hatta bu derine taşıma sanal alemde bir yüzleşmeye dönüştü. Dizi yayınlandığı saatlerde gerek twitter’da, gerekse sözlüklerde dizinin fanları laf dalaşına girdi. Bir bölümü diziyi artık izlemeyeceğini söylerken, bir kısım diziyi sonuna kadar müdafa etti. Artık diziyi takip edenler arasında kesin bir kutuplaşma yaşandı. Sevenler ve sevmeyenler. Arada kalanlar zümresi tarihe gömüldü. Her ne kadar dizinin her bölümünün başında yayınlanan “Bu dizideki tüm kurum ve kişilerin gerçek hayatla bir ilgisi yoktur” ibaresine rağmen, konu  dizinin KCK propagandası yaptığına kadar geldi.

Anlayacağınız bu bölüm itibariyle çoğu kişinin tahammül sınırları test edildi. Kürt-Türk meselesi Beyaz Türk, Beyaz Kürt ayırımına kadar uzandı. Anadilde haklarını arayan kişilere saldırı yapan grubun sorgu sahnelerinde, sorgulanan kişilerin ağız birliği yapmışcasına ifade ettikleri söylemler gözden kaçmadı. Dizi ekibi “Benim de bu ülkede Kürt arkadaşlarım var, ama hiçbiri onlar gibi yapmıyor” önermesine baya kafa yordular. Kısaca Behzat amirim çok derin sularda yüzmeye başladı.

Bu derin sular, ileri demokrasini arayan bir ülkede nasıl bir vurgun etkisi yaratır mı bilinmez. Fakat gerçek olan dizinin başında yazan “hayali kişiler ve kurumlar” ibaresi artık çoğu kişiye inandırıcı gelmiyor. Behzat Ç. bir dönem, Konur Sokak’ta öğle sıcağında polisten biber gazı yemek kadar gerçekti. Şimdi Türkiye kadar gerçek oldu. Çirkinliğiyle, sertliğiyle, hırçınlığıyla, kollayıcılığıyla ve mahcubiyetiyle…

Pilli Bebek – Duruyor Zaman

YouTube Preview Image

Comments
  1. gülşan eren

    vay be. behzat ç’yi alemdarcıların yeni kahramanı sanıyordum ben.

  2. İbrahim Sali

    Fazla siyasi bir dizi olmaya basladi ve tarafli bir dizi olmaya basladi, Amirimin hatrina izliyorum yoksa senarist yonetmen ve alayindan nefret ediyorum.

  3. Mehmet Erdoğan

    Maalesef artık o ilk sezonun tadını asla vermiyor…