Bates Motel’e hoş geldiniz

Oldum olası korku-gerilim tarzı filmleri sevmişimdir. Bu kategoride benim için en özel filmlerden birisi de her zaman duş perdesinden görünen flu bıçak sahnesiyle hepimizin hatırladığı, Alfred Hitchcock’un şaheseri Psycho yani türkçe adıyla Sapık olmuştur. Filmin geneli ağır işlese de detayları beni çok cezbetmiştir. 7-8 odalı bir motel ve motelin solundan yukarı çıkan merdivenlerle ulaşılan ürkütücü ev görüntüsü beynime kazınmıştır. Los Angeles’daki Universal stüdyolarında bu evin orijinalini birebir görme şansına eriştiğim için de ayrıca mutluyum tabii ki.

batesmotel

O günden sonraki bir diğer mutluluğum ise Bates Motel’in dizi olarak gösterileceği haberiydi. Norman Bates gerçekten üzerine düşünülmesi gereken bir karakterdir çünkü. Hastalıklı ruhunun geçmişi hakkında bu dizi sayesinde fikir edineceğimi düşünmek bile beni heyecanlandırmaya yetti de arttı. Son dönemde yeni bir şeyler üretememenin verdiği bir coşkuyla mı yoksa klasikleri yeni nesile tanıtma misyonuyla mı eskilere asılıyorlar bilmiyorum ama ben geçmişte izlediğim birtakım film ya da dizileri konu alarak yeniden yapılan işlere her zaman şans vermeyi tercih ediyorum.

Bates Motel, babası öldükten (!) sonra annesiyle beraber küçük bir kasabaya yerleşen ve orada bir ev ve moteli devralan Norman Bates ve annesi Norma’nın üzerine kurulmuş bir hikaye. Anne ve çocuğun birbirlerine olan aşırı hatta neredeyse aşk denilecek kadar fazla düşkünlüğü ve yeni taşındıkları kasabadaki esrarengiz olayların içinde kendilerini bulması üzerine sürükleyici şekilde ilerleyen bir konusu var. Psycho filmini izlemediyseniz bu dizi yepyeni bir dizi alternatifi olarak size pek bir şey ifade etmeyebilir çünkü dizi içerisinde filme küçük de olsa göndermeler var.

batesmotel

Norman’ın sağlıksız ve öldürmeye meyilli ruh halinin mimarının annesi olduğu çok aşikarken, asi ve işe yaramaz üvey kardeşinin de onların yanına gelmesi Bates ailesini resmen bela mıknatısına dönüştürüyor. Karakterler çok güzel işlenmiş. Özellikle Norman Bates rolünde daha önce Charlie’nin Çikolata Fabrikası’ndan hatırladığımız küçük Charlie, yani Freddie Highmore son derece başarılı bir arıza çocuk tablosu çiziyor. Bu arada eleman da bayağı bir boy atmış fasulye sırığı gibi birşey olmuş resmen. Norman’ın annesi Norma Bates rolünde ise Vera Farmiga -ki kendisini fazlasıyla beğenirim- oğluna aşık anne rolüne gayet güzel oturmuş.

Dizide son derece başarılı bulduğum bir diğer öğe de şu. Modern zamanda geçen bir hikaye olmasına rağmen Bates ailesinin sürekli 60’lardan kalma gibi gösterilmiş olması. Norman’ın bir iphone’u var ama kıyafetleri bu devri yansıtmıyor. Aynı şekilde annesinin de kıyafet ve aksesuarları retroya kaçıyor. Özellikle de 70’lerdeki bir Mercedes modeli araba sahibi olması son derece cuk oturmuş bir detay. Eğer izleyecek yeni ve değişik bir dizi arıyorsanız Bates Motel’e bir şans vermenizi öneririm. Beğenme ihtimaliniz çok yüksek. İyi seyirler.