Based on a true story

Sinema ve filmler, şüphesiz ki hepimizin zaman ayırmaktan hoşlandığı bir hobi, bir aktivite diye düşünüyorum. Zevkler ve renkler tartışılmaz denir ya, işte sinemada da böyle. Kiminiz karnınız ağrıyana kadar gülmekten hoşlandığınız komedi filmlerini, kiminiz gözleriniz şişene burnunuz kıpkırmızı olana kadar ağladığınız o içli aşk ya da dram filmlerini kiminizse sırasında veya sonrasında minicik bir kapı tıkırtısında bile ürperdiğiniz korku filmlerini izlemekten keyif alıyor. Sinema türleri bunlarla sınırlı değil elbet, seçenek o kadar çok ki! Ben aslında hepsini seviyorum hepsinin bünyemde, aklımda ve kalbimde hissettirdikleri çok farklı, yerleri apayrı. Ama bu kadar çeşit içerisinde türü ne olursa olsun; komedi, drama, korku hiç fark etmez beni en çok etkileyen ve her defasında ne olduğuna yok efendim kimin oynadığına ya da yönettiğine bakmaksızın izlediğim tek film türü “based on a true story” dediğimiz nam-ı diğer gerçek olaylara dayanan filmlerdir. Sizler adına konuşmak istemem ama sanırım bu tarz filmleri benim kadar sizler de seviyorsunuzdur. Türü ne olursa olsun bu filmlerde konu alınan hikayelerin geçmişte bir zamanda yaşanmış olması, birilerinin başından gelmiş geçmiş olması beni hep çok etkilemiştir. Bu filmleri izlerken hep kendimi asıl oğlan/asıl kızın yerine koyarım ve bir de kendi açımdan bakmaya çalışırım; ben olsam ne yapardım, ben şöyle yapardım falan gibi… Konuyu fazla uzatmak niyetinde değilim, dünya sinemasında tarihteki yaşanmış” gerçek” olaylardan alıntı yapılarak beyaz perdeye ve tabii ki bizlerin beğenisine sunulan birçok film var. Ben de şimdi sizlere naçizane en sevdiklerimden bir buket hazırladım. Aralarında izlemedikleriniz var ise şiddetle en kısa zamanda arşivinize katmanızı öneririm, iyi seyirler.

The Sea Inside

Bu filmi ilk izledikten sonra birkaç kez de arkadaş ortamlarında “ben bunu izlemiştim” diyen mızıkçı olmamak için tekrar izledim ve her seferinde bir öncekinden daha çok üzüldüm! The Sea Inside, Türkçe çevirisiyle İçimdeki Deniz, 26 yaşındaki denizci Ramon Sampedro’nun başına gelen talihsiz bir kaza sonucu mahvolan hayatını konu alıyor. Denize atlarken bir kaza geçiren ve yatağa mahkum olan Ramon, 30 yıldır ailesinin bakımına mahkum olarak yaşıyordu. Özgürlüğüne düşkün bir denizci için ne kadar zor olabileceğini bence hiçbir zaman gerçekten anlayamayacağımız film ötenazi konusundaki yargıları ve kanunları çok ince bir çizgide ele alıyor.

The Social Network

Artık hayatımızın bir gerçeği olan ve nedendir bilinmez su gibi, ekmek gibi ihtiyaç duyduğumuz sosyal ağ kavramının babası ve hatta geçtiğimiz günlerde dünya genelinde 1 milyarı aşan kullanıcı sayısıyla Facebook’un kurulma hikayesini anlatan The Social Network bence bu türün en iyi örneklerinden. Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg’in hayatını ve internetteki bu cesur girişimini nasıl yaptığı ve nasıl fenomen haline geldiğini konu alan filmden sonra internetteki girişimciler sayısında artış olmuştur diye düşünmüyor değilim :)

I Love You Philip Morris

Bu filmle ilgili her şeyden önce söyleyebileceğim en özel ve güzel şeylerden biri, en sevdiğim iki ismin bu projede bir araya gelmiş olması; Jim Carrey ve Ewan McGregor! Filme gelecek olursak eşcinsel ilişkilere derinlemesine tanık olduğumuz filmde bence öğrenilmesi gereken çok dersler var. İlişkilerin ve aşkların ağızlara sakız olduğu günümüzde gerçek ve destansı bir aşka tanık olmak istiyorsanız buyurun derim. Steven Russell, karısı Debbie ile mutlu bir hayat sürmektedir fakat Steven geçirdiği kaza sonrası hayatıyla ilgili çok önemli bir şeyin farkına varır; aslında o bir eşcinseldir! Bu durumun getirdiği rahatlık ve özgürlük hissiyle bazı suçlar işleyen Steven, hapishanede tanıştığı Phillip Morris’e sırılsıklam aşık olur. Steven, sevdiği erkeği hapisten kurtarmak ve aşkına sahip çıkmak için birçok zorluğa göğüs gerecektir.

The Exorcism Of Emily Rose

Daha önce korku filmleriyle ilgili yazdığım yazımda yine bu filme yer vermiştim. Bu film gerçek olaylara dayanan en etkileyici filmlerden biri bence. Bahsettiğim gibi film, Annaliese Michel isimli bir Alman kızın gerçek hayat öyküsüne dayanıyor. Üniversiteye başlayan genç kız bir zaman sonra halüsinasyonlar görmeye ve sağlık ve akli sorunlar yaşamaya başlar. Gerçekte kilisenin ilk onay verdiği şeytan çıkarma ayini olan bu olay sonucunda Annaliese açlıktan ölünce mahkeme ailesini kızlarını ihmalden suçlu bulur.

Titanic

İtiraf ediyorum bu filmi 84613215468465313463165 kez izlemiş olabilirim J Kul yapımı dönemin en büyük ve görkemli gemisi Titanic’in üreticileri, bu devasa ve gösterişli geminin batmayacağını iddia ediyordu. Bu rüya gemi ilk yolculuğunda en alt sınıftan en sosyetik insanlara kadar bütün yolcularını topladı ve denize açıldı. Ama yolculuların hiçbiri bu rüyanın yalnızca 4-5 gün süreceğini bilemezdi, batmaz denen gemi battı ve yüzyılın en büyük kazalarından biri olarak tarihe adını yazdırdı. Filmimiz de bu yolculukta yaşanan büyük bir aşkın kahramanlarından ve bu elim kazanın nadir kurtulanlarından biri olan Rose’un kurtuluşunu ve yaşanılan trajediyi anlatıyor.