Avrasya Maratonu’nda neler oldu?

11 Kasım Pazar günü 34. Avrasya Maratonu’na katıldım. Avrasya Maratonu bu yıl Vodafone ana sponsorluğunda koşuldu. 4 kategoride gerçekleşen organizasyon 5 km halk yürüyüşü, 8 km halk koşusu, 15 km koşusu ve 42 km’lik uluslararası maraton kategorilerinde yapıldı. Ben 42 km 195 metrelik maratona katıldım ve yarışı 4 saat 15 dakika 30 saniye ile tamamladım. Bu yıl Sandy kasırgası nedeniyle New York maratonu iptal olunca yabancı katılımı çok fazlaydı. Bu arada Avrasya Maratonu bu yıl ilk defa ‘Altın Kategori’de (Gold Label) koşuldu. Elit atletlerin sonuçlarına şöyle bir göz atacak olursak:

Maratonu erkeklerde Kenyalı atlet Stephan Chebogut, 2.11.07’lik dereceyle birinci bitirdi. Kenyalı Kiprotich Yegon ikinci, Evans Kıplagat üçüncü oldu. Kadınlarda ise Etiyopyalı Koren Jelela Yal 2.28.06 ile birinci oldu. Türk atlet Sultan Haydar 2.29.41’lik derecesiyle üçüncü sırayı alarak kürsüye çıktı.

15 km koşusuna Etiopyalı atletler damgasını vurdu. Etiyopyalı Biruk Demiye 43 dakika 57 saniyelik derecesiyle birinci oldu. Aynı ülkeden Birhan Nebebew Tesfaye ikinci, yine Kenya’dan Vectar Kirui ise üçüncü sırayı aldı.

15 Kilometre koşuyu kadınlarda Etiyopya’dan Seboka Seyfu, 48 dakika 38 saniyelik derecesiyle kazanırken, Türk sporcular Elvan Abeylegesse 49.29’luk zamanıyla ikinci, Türkan Özata ise 51.22’lik derecesiyle üçüncü oldu.

Dünyanın en iyi 17 maratonu arasında yer alan Avrasya Maratonu’nda dikkatimi çeken olumlu olumsuz pek çok şey vardı. Her ne kadar pek “eleştiriye açık” bir toplum değilsek de, daha iyi organizasyonlar için eleştirinin yapılması gerektiğini düşünüyorum. Maraton için numaraların alındığı fuar çok iyi bir noktada kuruluyor. Harbiye’deki İstanbul Kongre Merkezi ulaşımın çok kolay olduğu bir yer. Ancak görevliler konusunda aynı şeyi söylemek mümkün değil. Birincisi işleri gayet zorlaştırıyorlar. Ekip belli ki geçici olarak göreve alınmış kişilerden oluşuyor. Yurtdışından gelecek iki dostumun numarasını almak için beni saatlerce uğraştırdılar. Kaldı ki kayıtlarını ve ödemeyi yapan bendim. Okulumuz öğrencilerinin grup katılımı için İnternette yaptığımız başvuru posta yoluyla gelecek dendi. Seçilen kargo firması tam bir felaket olduğundan grup katılım için istediğimiz numaralara koşudan sadece saatler önce güç bela ulaşabildik.

Koşu sabahı yola çıktığımızda saat 8’de kapanması gereken yolların saat 6.50 itibariyle kapandığını görünce, aktarım otobüslerine ancak otostop çekerek ulaşabildik. Bu iş Avrupa’da nasıl yapılıyor gözlemlenmiyor mu acaba?! Katılımcıların çoğu aynı sorunu yaşamış ve bu nedenle start noktasına gelemeyen çok kişi olmuş.

Başlangıç noktasında karşılaşıp yarışları ve kendi web sayfası hakkında kısa bir sohbet ettiğim ultra maratoncu Caner Odabaşoğlu müthiş kostümüyle herkese neşe ve motivasyon kattı. Caner’in koşuyu 3.30.22 ile bitirdiğini öğrendim. Bir gün zaman bulup kendisiyle daha uzun sohbet etmeyi umuyorum.

Maraton ana sponsoru Vodafone’ du; basın organlarında günlerce yarışın tanıtımı yapıldı. Bunca ve  anons tanıtım yapılırken acaba seyirci desteği sağlamak için bir şeyler yapılamaz mıydı? Yol boyunca müzik ve dans gösterileri yapılsa ne hoş olurdu!

Sevgili arkadaşlar hem sporda bir yerlere gelelim istiyoruz, hem bu tür organizasyonları katılmıyor olsak bile desteklemiyoruz! Ülke dışında gördüğüm maratonlarda hiçbir koşucu bir an bile desteksiz koşmuyor. Yol boyunca tüm maratonculara bir insan seli eşlik ediyor. Hani bizzat yarışmasak bile çocuğumuzu alıp yol boyunca bir noktada durup katılımcıları alkışlayamaz mıyız diye düşünüyorum. Bir Fransız dostum eşi ve çocuğuyla sürpriz yapıp beni desteklemek için  gelmişti. Hatta son 9 km bana eşlik edip yanımda koştu. Buradan Philipe’ e ve yolda beni destekleyen doğal dopinglerime de ayrıca sonsuz teşekkürler.

Yolda dikilip koşuculara sözlü tacizde bulunanlara da buradan bir şey diyemiyorum! İnanın görevlilerden bile rahatsız eden oluyor. Nasılsa yabancı anlamaz diye gereksiz zevzeklikler! Ah yurdum insanı!

Yeterince su ve sünger istasyonu vardı ama neden ortalarda koşmama rağmen bana bile yarışın sponsoru olan İsostar’ ın içeceklerinden kalmadı merak ediyorum. Her koşucu için bir adet koyulsa bile koşanların yarısı almıyor. Onları götürseler yetmez mi?

Haa, bir de maratoncuya elma verilme konusu var ki son birkaç yıldır beni şaşırtıyor. Elma maratona uygun bir meyve değildir koşucuyu mahveder sayın organizatörler! Muzu ortadan ikiye bölseniz bile aynı masrafa gelecek. Siz üçe bölün biz razıyız.

Yarış sonuna yaklaştıkça Sultanahmet’ teki o müthiş turist desteği doping gibi oluyor. Ne de olsa alışık değiliz desteğe. Bitişle birlikte güzel organize edilmiş olan madalya ve sertifika takdimi hoşuma gitti. O anda duyduğum bir haber beni gerçekten çok üzdü. 15 km koşan amatör sporcu Ali Ferda Anıl aniden fenalaşarak yere yığılmış ve yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamıştı. Anıl’ın düzenli spor yaptığını ve hafta sonları uzun koşu antrenmanlarına çıktığını öğrendim. Bu konu gerçekten çok önemli sevgili sporseverler. Son yıllarda bu tür olayları çokça duymaya başladık. Önümüzdeki günlerde bu konuyla ilgili bir araştırma yapmayı planlıyorum. Kaçımız sağlıklıyız ve ne yoğunlukta spor yapmamızda sakınca yok acaba?  Ne tür bir kontrol sonrası yüksek performans gerektiren sporlar yapılmalı? Bu konuda ölçüm ve testlere ne kadar güvenilebilir? Bu tür testleri ülkemizde uygulayan ciddi kuruluşlar var mı?

Koşu yarışlarının az olduğu bir döneme girdik. Bu arada iyi dinlenip güzel bir hazırlık dönemi geçirmeyi planlıyorum. Size de öneririm: Açık havada kapasiteleriniz dahilinde spor yapın.

http://www.birinciblog.com/istanbulda-en-iyi-10-kosu-parkuru/

http://www.maceraakademisi.com/

Comments
  1. Zeynep Gul Aktas

    Kaleminize saglik Aziz Hoca. Tebrikler ayni zamanda.

  2. Hülya

    Güzel bir eleştiri yazısı olmuş. Bir çok noktada size katılıyorum ancak yazdıklarınız içerisinde en çok yaşadığım ülke ve insanları adına beni üzen ve utandıran konuya değinmeniz.
    Herhangi bir halk desteği olmadığı gibi (hadi buna alışkınız) görevlilerde dahil olmak üzere koşu boyunca yapılan gereksiz sözlü tacizler beni çok üzüyor. Bu bilinç nasıl oluşacak bilmiyorum. Belki çok daha fazla spor organizasyonları düzenleyerek insanları bu bilince sevk etmek gerekir.

    • Aziz Alparslan

      Sayın Hulya; bence yerinde mudahele etmek gerek. Tacız edenı rezil ettiğinizde diğer taciz potansiyelindekiler de size destek oluyor ( nedendir bilinmez ) . Sürü hissine sahip bu kişileri o anda itelemek en doğrusu. Yoksa binlerce organizasyon yapsanız çözüm olmaz düşüncesindeyim.