Aşk hiç biter mi ?

YouTube Preview Image

Geride kalan bütün aşklar, eskimeye mecburdur. Peki, sebeplerini hiç yitirirler mi? Bir aşk her ne sebepten başlarsa başlasın yüreğinde, bitmesi aynı sebepten midir? Asla… Bir giriş, gelişme ve sonuç dizgisi gibi hikaye yazar aşk. Onu derseniz kimse yazamaz, kelimeler bir türlü bulunmaz. Kendi hikayesine, iki karakter gibi kılar sizi. Maddeleşirsin, somutlaşırsın, hayatın etkisi kah daha sert vurur yüzüne işler, kah eritir seni nutella gibi, ekmeğin kenarından akarsın. Hatta nefesin yüzeye çıkmaya yetmese de, dibi buldurur bir avuç kum uğruna. Peki bir gün gelir de o aşk biter mi ?

Yıllar önce aşkı tattıran kişi karşına gelir, ilişki bitmiştir, konuşulacak şeyler daha azdır, sözcükler hep bir yerlere varır, bir yerler hala sanki yaradır. Bütün hepsinin altında hala sempati vardır, hala o aşka sebep totem neyse, karşında dururken içten içe onu ararsın. Bir gülüşse aşkın en başı, ya da gözleri diyelim, dönüp dönüp bakarsın. Bir sıcaklıksa bulduğun, yakın durursun. Çünkü aşk ölmez, ondan yalnızca vazgeçilir.

Aşk, vazgeçildi mi, tecrübe edilmiş herhangi bir şey gibi duygusu, hafızada kalır. Güncelliğini yitirir, heyecanı kaçar, aklınızın daha az bir kısmına sahip oldukça, arınır gidersin. Gene de hep orda kalır pusuda. Kalmıyorsa, yaşadığın aslında aşk sandığın bir arzunun bedelidir. İnsanlar arzu duymak için ille birbirine aşık olmak zorunda değildir. O arzuyu kontrol edişiniz, sizin seçimlerinizdir. Ne isterseniz yaşayın ama arzularınızı aşkla karıştırmayın.

Aşkın güzeli vardır, çirkini vardır da, gene de aşk aşktır. Sizi aptal eder,  bütün eşikleriniz bir anda yükselir. O toz pembe gözlükleri anımsayın. Herşey daha hafiftir. İşte böyle bir rahatlama anında size attığı en ufak fiske size azap gelir. İçini oyar. Bazen öyle de oyar ki delik deşik olursunuz. Sanki hayatta kalmanın tek imkanıdır, alıp ceketi başı önüne koyup yürümek.

Bir kere öğrendik mi, hep biliriz. Onunla nasıl mücadele edeceğimizi, ya da onu neden istemediğimizi, ya da hala o kadar iyi bir fikir olmadığını. Bir kere anladık mı, o an, aşkı en olgun ve mantıklı haliyle görebildiğin yegane andır. Yoksa yakaladı mı seni bir kere savunmasız, duman etmeden büyüklüğünü sana anlatamaz. Bırakılan izler ruhuna yapışır insanın.

Geride kalan her aşk, insana fikri değişimler yaratır, evrim geçirtir. Aşk bu haliyle tarihi bir olaydır, sürekli sizde yeni evreler açar. Ayşe’den önce, Fatma’dan sonra.  Adamın şeklini değiştirir. Etkisini bir sonrakinde hissettirmesi de ondandır. Kıskanç bir insan olabilirsiniz misal, eğer bir kez aldatılırsanız. Ya da öpüşünüz bile değişir. Siz anlamadan farklı dokunmayı öğrenirsiniz.

Kimi aşklar, o kadar büyüktür ki, yaşamın da ötesine taşınır derler. Sonraki hayatlarımızda, farklı bedenlerde, ruhların birbirini gene de hatırlayacağını anlatırlar. Ama genelde aşklara insan alışır, sevgiye dönüşmüşse kurtarır, dönüşmemişse de yol alır.

İşte bütün bunlardan dolayı, her aşk başlar ve kalır. Kötü taraflarını keşfettikçe, yoruldukça, zorlandıkça, ya da her neyse…  Geriye aşk acısı çeken insanlar bırakmanız bu süreçte doğaldır. Evet acıdır, kanatır, ama dedim ya, yoksa aşkın ne kadar büyük olduğu hiç bilinmez. Neticede aşklar ölmez, onlardan anca vazgeçilir.

İyi seyirler…