Anlatması Uzun Hikaye..

Türkiye’de komünist, sosyalist, eşitlik, paylaşma kelimelerinin  yüksek sesle söylenemediği 1960’lı dönemlerde geçer Bulgaryalı sosyalist Ali’nin hikayesi. Bakmayın sosyalist dendiğine, bu onun lakabı sadece. Hayatta her şeyden çok sevdiği lepiska saçlı karısı Münire ve oğlu küçük Mustafa ile beraber, bir şimendiferin çektiği vagonlardan birinde oradan oraya savrularak, buharlı rayların üzerinde geçen hayatın, Mustafa’nın gözünden anlatılan hikayesidir  “Uzun Hikaye”. Hani hep nerelisiniz diye sorarlar ya? Ben Sevdaköylüyüm. Orası neresi derseniz, anlatması uzun hikaye. Bir film kadar uzun, birkaç hayat kadar kısa.

Vagondan ilk indiklerinde daha yeni tanıştığı gar şefi sayesinde makastarın evine misafir edilen, gardaki eski bir vagondan kendilerine bir yuva kuran, kasabanın okulunda iş bulması ve nemrut müdürle atışmasına kadar olan sürede orada kalmayı başarabilen, haksızlığa gelemeyen Ali’nin hikayesi. İnsanların daha tanıştığı dakika birbirleri için “Yeni tanıştım ama çok iyi adam” dediği, iyiliğin karşılıksız yapıldığı güzel ve bozulmamış zamanlarda geçen.

Süleyman pehlivanın torunu Bulgaryalı Ali,1940’larda küçük bir çocukken dedesiyle Bulgaristan’dan göçüp İstanbul’a , Eyüp’e yerleşmiş…mektebi bitirmeye fırsatı olmayıp kendini geliştiren, önce kalemiyle sonra okulun deposunda atılmaya yüz tutmuş, “L” harfi basmayan Remington daktilosuyla kendince hayattan küçük notlar yazan ama başı bir türlü beladan kurtulamayan saf, temiz, iyiniyetli ve her seferinde bunun bedelini ağır ödemek zorunda kalan bir insanın yer yer güldüren çoğu zaman boğazınıza yumruk gibi düğümlenen hayatından bir kesit.

Mutluluk kimisi için çok şeye bağlıyken, Ali için vagondan bozma evinde karısına aldığı bir saka kuşu, saksıda bir küpe çiçeği, oğluna anlattığı hikayeleridir. Annesini nasıl kaçırdığını, annesinin kabadayı ağabeylerinin yazlık sinemasındaki perdeyi nasıl ateşe verip onlara bir ders verdiğini anlatır Mustafa’ya hiç sıkılmadan. Okulun bahçesinde müdürün izniyle ektiği sebze meyvenin sadece kodamanlar tarafından yenmesine bozulunca bozulur bu kasabadaki huzurları. Ve bir sonraki kasabaya yolculuk başlar, ve bir diğerine, sonra bir başkasına. Aşk, artık genç bir delikanlı olan Mustafa’nın daha açılamadığı ilk aşkı Feride’ye hiç birşey söyleyemeden  kasabadan ayrılmak zorunda kalmasıdır. Dostluk, kas erimesi olan ve yürüyemeyen arkadaşını el arabasına koyup açıkhava sinemasına götürmektir. Ve sosyalistlik, eğer eşit hak istemek, haksızın yanında yer almak, hukukun, kanunun yerini bulmasını istemekse eğer, evet o zaman Ali sosyalisttir.

Geçtiğimiz hafta gösterime giren, ünlü yönetmen Osman Sınav’ın “Uzun Hikaye” filminden çıktıktan hemen sonra bu filmin bende bıraktığı izlerdir yukarıda yazanlar. O kadar etkilendim ki tüm film boyunca boğazımda oluşan düğümü çözmek için yazmaya karar verip,paylaşıp, sizin de bu filmi izlemenizi sağlamak istedim. Yeni dönem Türk sinemasında son derece kaliteli işler yapılıyor ve bu film onlardan biri. Oyuncu kadrosu gerçekten çok güçlü. Kenan İmirzalıoğlu, Altan Erkekli, Cihat Tamer, Güven Kıraç, Zafer Algöz, Mustafa Alabora, Mahir Günşiray, Ushan Çakır ve Tuğçe Kazaz.

Mustafa Kutlu’nun ünlü eserinden sinemaya uyarlanan kimi zaman hüzünlü kimi zaman neşeli ve hatta romantik bu hikaye, aslında bugün kaybolmuş ne kadar değer varsa hepsini bulabileceğiniz ve biraz da iç geçirerek izleyebileceğiniz harika bir film. Müzikleri, çekimleri,mekanları kusursuz bir yapım. Böylesine samimi bir Türk filmi izlemeyeli uzun zaman oldu diyorsanız, bu Uzun Hikayeyi mutlaka görün. Unuttuğunuz, yitirdiğiniz, hayal meyal hatırladığınız,özlediğiniz şeyleri bulacaksınız.

Filmle ilgili daha detaylı bilgi için http://www.uzunhikaye.com/

Filmin fragmanı

YouTube Preview Image
Comments
  1. Esra

    Çok fazla Çağan Irmak kokuyo bu film :/

  2. Berrin Akcan

    Eline sağlık. Çok güzel yazmışsın, anlatmışsın. Film o kadar samimi ve sıcak ki, izlerken sinemada olduğumu unuttum.Sanki o hayatın içinden biriymişim gibi hissettim. Sosyalist Ali’nin aşk, emek ve paylaşım kavgası çok etkileyici. Kenan İmirzalioğlu bu filmde bambaşka bir karakter olarak karşımıza çıkmış ve çok da başarılı olmuş. Filmin yer yer masalsı anlatılmasıysa çok hoştu. Kahramanlar, iyi insanlar, kötü insanlar hep masallardaki gibi anlatılmış. Aşk bile masallardaki gibi.. Film için bir de kitabı daha güzel, ya da alakası yok diyenler var. Elbette öyle olacak. Bir kitabı her okuyucu kendi anlamak,görmek istediği gibi alır ve hayal gücünde canlandırır. Önemli olan yönetmenin nasıl aldığı ve bize sunuş şekli olmalı ve öyle değerlendirilmeli.