Anish Kapoor İstanbul’da

francia-arte-monumenta-2011-anish-kapoor-040x381-L13

Soyut sanatı anlamak güç. Anlatmak daha güç. Bazen duvarda asılı duran bir çekiçte bazen ikiye bölünmüş bir hayvan bedeninde bazen şehrin orta yerindeki içbüküy bir aynada vuku bulan sanatta ne bulduğunuzu nasıl anlatırsınız?

Bugüne kadar ben mesela hep uzun uzun cümleler kurardım anlatmak için, ve hiç yetmezdi kelimelerim aslında anlatmak istediğime.

Sonunda aradığımı, Hint asıllı İngiliz sanatçı Anish Kapoor’da buldum.

Anish Kapoor şöyle tanımlıyor soyut sanatı…diyor ki soyut sanatta temsiliyet aramayın. “Soyut sanatta temsiliyet yoktur. O bunun yerine başka bir dil kullanılır. O dil felsefedir.”

Anish Kapoor, Sakıp Sabancı Müzesi’ndeki sergisiyle ilk kez İstanbul’da. 10 Eylül’de kapılarını açan sergide, çağdaş sanatın son dönemdeki en ünlü temsilcilerinden Kapoor’un kapsamlı bir portföyü yer alıyor. Sky Mirror (Gök Ayna), Grace,  Yellow (Sarı) gibi farklı serilerinden ünlü işlerinin yanısıra sergide ağırlık sanatçının dev taş eserlerinde. Işlerinde heykel, mimari, mühendislik ve teknolojiyi biraraya getiren; en ileri araçlarla felsefe yapan Kapoor’un mermerleri, izleyeni büyüleyen güzellikte. Sonsuzluk ve zaman kavramlarını tanımlayan mermerlerin yanısıra aralarında Yellow’un da bulunduğu pigment işleri ise varlığı sorgulatıyor. Derin bir nefes almış dev sarı, parçalanmış mor, kıpırtısız karanlık bir su gibi duran siyah, izleyene sadece kendi varlığını değil doğanınkini de sorgulatıyor.

Anish-Kapoor-Exhibiton-skymirror

Anish Kapoor’un pigment serisinde anavatanı Hindistan’dan ilham aldığı söylenir. Hindistan’ın sarı körisinden alır sarıyı, toprağının kırmızısından alır kırmızıyı…O buna pek prim vermiyor. “Evet olabilir” diyor ama ekliyor:

“Hindistan’ın toprakları kırmızı, körinin rengi sarıdır ve ben orada doğmuşumdur ama varlığımın sınırları olmadığını düşünüyorum. Zihnimizi kompartmanlardan çıkarmalıyız, aynı şeyi insanlar ve kültürleri düşünürken de yapmalıyız.”

Renklerden bahsetmişken Kapoor’un kırmızılarının çok dikkat çekici olduğunu söylemeliyim. Sadece parlaklıkları değil, ama aslında derinlikleriyle…Zaten kendisi de kırmızıyı ayrı bir yere koyuyor.

“Kırmızı derindir. Kırmızıdaki derinlik ne siyahta ne mavideki gibidir.”

Anish Kapoor’un Londra’da muhteşem bir atölyesi var. Gidip görme imkanım oldu, çok şanslıyım. Bu atölye bir imalathane gibi ve kendisinin deyimiyle hayaletlerle dolu. Kapoor’a göre sanat tıpkı psikanaliz gibi çalışıyor. Psikolog ve hasta gibi sanatçı ve izleyicisi. Her ikisinin arasında ise bu ikisinden doğan varlıklar var yani hayaletler. Işte Kapoor’un atölyesi bu hayaletlerle dolu. SSM’deki sergi de öyle. Dev mermerlerin arasında dolaşırken, pigmentlerin içine içine düşerken ensenizden bakan birileri var hep.

anishkapoorsulptur_london oly

Kapoor’un geçtiğimiz yıl Londra’daki Olimpiyat Köyü için tasarladığı dev heykel çok kıymetlidir benim için. Londra’daki küçük evimden kanal boyu yalnız yolculuklarım hep onunla sonlanırdı. Bu tıpkı uzun bir yolcuuktan sonra bir dosta kavuşmak gibiydi. SSM’ye dostumu İstanbul’a getirip kavuşturduğu için minnettarım. Sergiyi gezmenizi şiddetle tavsiye ederim.

Anish Kapoor In İstanbul, 5 Ocak’a kadar devam edecek.