Amerikan kırolarıyla Shakespeare: Justified

Dirty Harry serisinden beri Clint Eastwood’un Harry Callahan’ı popüler bir polis modeli olarak Amerikan sinemasında yer edinmiştir. Dirty Harry tipi polis her zaman kanundan önce kendi kurallarına göre hareket eder, zira adaleti sağlayabildiği sürece başka bir şeyin önemi yoktur. Kendisine göre haklı bir gerekçesi varsa suçluyu öldürmesinin de sakıncası yoktur. Justified’ın ana karakteri Raylan Givens bu tip bir polis ve dizinin “gerekçeli” anlamına gelen ismi buradan geliyor. Bu kadar çok kereler izlediğimiz bu karakteri tek boyutlu bir klişeden öteye taşımak ve inandırıcılık katmak için iyi oyunculuğun yanında özel bir karizmaya sahip olmak gerekiyor. Eastwood gibi, Justified’ın başrol oyuncusu Timothy Olyphant da (Deadwood) bunun altından başarıyla kalkıyor.

 

Açıkçası Justified’in beni sarması başlarda biraz zaman aldı. İlk sezon, ünlü Amerikan macera romanı yazarı Elmore Leonard’ın (3:10 to Yuma, Get Shorty, Out of Sight ve Jackie Brown ismiyle filme uyarlanan Rum Punch) kısa hikayesi Fire in the Hole’dan uyarlanan harika bir bölümle başlasa da sonra kısa bir süreliğine tek bölümlük hikayelerle sezonun hızı kesiliyor. Ama televizyonun iyi yanlarından biri yazarların alınan tepkilere göre zaman içinde deneme-yanılma yöntemiyle diziyi şekillendirebilmeleri. Yazarlar benimle aynı fikirde olacak ki, ilk sezonun yarısından itibaren nerdeyse tamamen devamlı hikayeler izlemeye başlıyoruz ve dizi her sezon kendini daha da geliştiriyor. Justified yazarları deniyor ve asla yanılmıyor.

Dizi, günümüz kovboyu Raylan Givens’ın bir suçluyu öldürmesinin ardından memleketi Kentucky’deki Harlan şehrine transfer edilmesiyle başlıyor. Raylan karizmatik ve becerikli bir silahşor ve bölümler bu kahramanın arkasındaki insana odaklanmaya başladıkça karakter boyut kazanıyor.

Modern bir western olarak da tanımlanabilecek Justified’ın diğer polisiyelerden en büyük farkı kötü karakterlerin de en az Raylan kadar renkli ve önemli oluşu. Aslında ilk bölümde ölmesi planlanan ama Walton Goggins’in (The Shield) harika oyunculuğu sayesinde kısa bir süre içinde ikinci ana karakter statüsüne terfi eden Boyd Crowder, psikopat bir neo-nazi olarak başlayıp bir anti-kahramana ve dizinin en karmaşık karakterine dönüşüyor. Raylan ve Boyd arasında Sherlock Holmes – Moriarty, Batman – Joker’ı andıran bir dinamik var, baş düşman olsalar da birbirlerine bağımlılar. İkilinin zekice ve kimi zaman mizahi diyalogları dizinin en keyifli yönlerinden.

İkinci sezonda sevimli büyükanne tavırlarının altında korkunç bir mafya annesi olan ve üç oğluyla Harlan’ı kontrolü altına alan Bennett ailesinin lideri Maggs’le tanışıyoruz. Margo Martindale bu rol için 2011’de Emmy aldı bile. Maggs’in oğullarından Dickie’yi yine rolüyle Emmy’e aday olan Lost’un Faraday’i Jeremy Davies oynuyor. Sezonun Bennett ailesi çevresinde dönmesi sayesinde ilkinden çok daha sürükleyici bir sezon izliyoruz. Hala devam etmekte olan üçüncü sezonda ise Harlan’ın kontrolü için mücadele eden o kadar çok karakter var ki kimin eli kimin cebinde belli değil, ama belli olsa izlemesi bu kadar keyifli olmazdı.

Justified’ın en büyük başarılarından biri Harlan’ı yaşayan bir şehir haline getirmesi. En başta önemsiz gözüken bir karakterin yeniden karşımıza çıkabilmesi tanıdıklık hissini güçlendiriyor. Her sezonda Harlan’ın karanlık tarihi ve ailelerin ilişkileri hakkında daha çok şey öğreniyoruz ve Justified, dizinin yaratıcısı Graham Yost’un deyimiyle “Amerikan kırolarıyla Shakespeare” olup çıkıyor.

YouTube Preview Image