Ah Güzel İstanbul

– Benim için tek sen varsın Haşmet

– Benim için de sen

– Ne yapacağız şimdi bundan sonra

– Bilmem. Ama yaşıyoruz, iki kişiyiz ve birbirimizi seviyoruz. Korkma, dünyada her zaman inanılacak sağlam şeyler bulunur.

Yukarıdaki repligler 1966 yapımı Ah Güzel İstanbul filmine ait. Yönetmenliğini Atıf Yılmaz’ın yaptığı bu siyah-beyaz film, o tuhaf büyüsünü her dönem koruyan, yıllara meydan okuyan bir yapım. Açılış sahnesinde Sadri Alışık, ‘Bendeniz..’ diye başlayarak kendisini, yani Haşmet İbriktaroğlu’nu tanıtır. Bir paşa torunu olan Haşmet Bey, har vurup harman savuran, hangi işe bulaştıysa başarısız olmuş ve sonunda sokaklarda seyyar fotoğrafçılık yapmaya karar vermiş bir kaybedendir. Günün birinde ünlü bir artist olmak hayaliyle İzmir’den kaçıp İstanbul’a gelen güzel bir kızla tanışınca hayatı bir anda değişir.

Haşmet’in tersine kız çok hırslı ve gözü yükseklerde olan biridir. Kızın kaldığı otelde yaşanan olaylar dolayısıyla polisle başı derde girer ve Haşmet’in deniz kıyısındaki derme çatma kulübesine yerleşmek zorunda kalır. Geçen sürede kız ünlü bir şarkıcı olur. Fakat bir süre sonra bu tatlı hayatın gözlerini kör ettiğini anlar. Asıl sevgi nedir?, Dostluk nedir? gibi sorular sürekli kafasını kurcalar. Sonunda bu ışıltılı dünyanın arkasında koyu bir karanlık olduğunu anlar.

Sadri Alışık ve Ayla Algan ikisinin müthiş bir oyunculuk sergiledikleri ‘Ah Güzel İstanbul’, düşmüş iki insanın dostluk ve sevgi ilişkisini çok samimi bir şekilde işliyor. Filmde gizliden gizliye rol çalan bir diğer unsur İstanbul. Şehrin dünden bugüne değişimi, ışıltılı dünyası kadar acımasızlığı çok güzel resmediliyor. Bu anlamda kendinden yıllar sonra çekilecek ‘Muhsin Bey’ filmine mesihlik yapıyor. Film özünde büyük kentteki, küçük insanların öyküsü değildir. Ah Güzel İstanbul hayatın rüzgarına kapılmış iki insanın, her dönem güncelliğini koruyan evrensel bir hikayesidir.

Filmin 1967 yılında San Remo’da düzenlenen Bordighere Güldürü Filmleri Şenliği’inde Gümüş Ağaç ödülü kazandığını hatırlatalım.

Ve şairin tanımıyla büyülü şehir İstanbul;

Eğer sen yine İstanbul’san
Kirli dudaklarını bulut bulut dudaklarıma uzatan
Sirkeci Garı’nda tren çığlıklarıyla bıçaklanıp
İntihar dumanları içindeki Haydarpaşa’dan
Anadolu üstlerine bakıp bakıp
Ağlayan
Sen eğer yine İstanbul’san Aldanmıyorsam
Yakaları karanfilli ib..ler eğer beni aldatmıyorsa
Kulaklarımdan kan fışkırıncaya kadar
Yine senin emrindeyim
Utanmasam
Gözlerimi damla damla kadehime damlatarak
Kendimi yani şu bildiğim Atilla İlhan’i
Zehirleyebilirim…