Agatha Christie Başak burcuydu!

Sanırım hanımefendiyle ilkokul dönemimde tanıştım ancak tam tarih ve gün veremeyeceğim. Şimdi düşünüyorum da, keşke bir kenara şöyle bir not düşseymişim: “Bugün Agatha Christie’yle tanıştım. Biraz mesafeli ve sessiz bir kadın, galiba konuşmak yerine yazmayı tercih ediyor. Çaylarımızı karşılıklı kibar kibar yudumlarken, bana kusursuz bir cinayetin nasıl işlendiğini anlattı. Yazdığı aşk romanlarını sorunca önce külleyen inkar etti, sonra da ‘onları ben değil, Mary yazdı’ dedi. Esprilerini pek anlayamadım, ne de olsa o bir İngiliz…” Tabii ki tümünü uydurdum. Agatha Christie’yle tanışamazdım, ünlü yazar 1976 yılında yaşama veda etti. Geçenlerde, 15 Eylül Cumartesi günü, son deniz tatilimde elimde onun kitaplarından biri iskelede otururken, iyi ki böyle bir insan doğmuş diye düşündüm. 15 Eylül Agatha Christie’nin doğum günüydü. İnsan ömrü buna müsaade etseydi, Başak burcu yazarın doğum günü pastasında tam 122 mum olurdu!

Geçen yıl bir çekim için Pera Palas Oteli’ne gidince de kendisini hatırlamıştım. Polisiye romanlarının ustası Agatha Christie, 1926 ve 1955 yılları arasında pek çok defa İstanbul’daki Pera Palace Hotel’de konaklamış. Hatta “Doğu Ekspresi’nde Cinayet”i bu ziyaretlerinden birinde, 411 numaralı odada yazdığı da anlatılıyor. Arzu eden (ve parasını ödeyen) herkes bu 46 metrekarelik odada konaklayabiliyor. Hemen otelin web sitesini ziyaret edip meşhur odanın özelliklerine baktım. Bakın Agatha Christie’nin odasında neler varmış: Çift kişilik yatak. Agatha Christie’nin birçok dilde basılmış olan geniş bir kitap koleksiyonu. Özel seçilmiş banyo ürünleri. Balkon. Tarihi Mobilyalar. Tarihi Daktilo. El dokuması Uşak halıları… Özel kitap koleksiyonu ve daktilo iyi fikirmiş. Bir gece orada kalıp sabaha kadar Agatha Christie okumak ne keyifli olurdu… Herkesin çok iyi bildiği bu yetenekli yazarı daha fazla anlatmama gerek yok. Sadece geçen doğum günü vesilesiyle kendisini bir daha anmak istedim. Ancak bu yazı hakkındaki birkaç ilginç detay olmadan eksik kalır:

Agatha Christie okula gitmedi, annesi kendisine evde eğitim verdi. İçine kapanık bir çocuktu, belki de o yüzden yazmaya yöneldi.

Henüz çok küçükken öyküler yazmaya başladı. Duygusal hikayeleri çok seviyordu. Bu arada, Mary Westmacott takma adıyla çıkmış altı adet aşk romanı da var. Tabii Birinciblog’u düzenli takip edenler bunu zaten önceki bir yazıdan biliyor.

En meşhur kahramanı, Belçikalı dedektif Hercule Poirot’yu ilk defa “The Mysterous Affair at Styles” (Styles’deki Esrarengiz Olay) adlı romanında anlattı.

“On Küçük Zenci” adlı kitabı polisiye alanında bir klasik kabul ediliyor.

1926 yılında 11 gün boyunca ortadan kaybolduğu olayın ayrıntıları hala büyük bir sır. Tam kendisine yakışır bir davranış! Olayı henüz kimse çözebilmiş değil.

Comments
  1. yıldız

    Bakalım elimizde neler var?411 nolu oda,46 metrekare..(düşündürücü,zira her ikisi de kırk yada dört ile başlıyor)Enteresan bişey daha var pera palas ın perası da dört harfli..Tek başına kalan bir kişi ama yatağı çift kişilik..Çift-dört-expres..Böyle olmayacak,daha fazla ipucu için olay mahaline(pera palas’a) gitmek lazım::))
    Evvela bu güzel yazı için çok tşk ederim.Ben de ilkokul dönemlerinde Agatha Hnm ile kitapları vasıtasıyla tanıştım.42 yaşındayım ve hala o günlerden bu güne en sevdiğim tür polisiye..Bunda bu hanımefendinin rolü sanırım çok büyük..

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>