Afrika’daki Akdenizli: Tunus

Tunus yaklaşık 11 milyonu bulan nüfusu ile Afrika kıtasının kuzeyinde yer alıyor. Denizden  Fransa ve İtalya ile komşu olması nedeniyle aynı zamanda bir Akdeniz ülkesi. Ziyaretçilerine, Roma’ya kafa tutan Kartaca harabelerinden, mozaik galerisi Bardo Müzesi’ne, Sahara Çölü’nden  mavi pencereli beyaz evleriyle Sidi Bou Said ‘e uzanan bambaşka bir seyahat vaaadediyor. Bugünkü adresimiz ülkeyle aynı ismi taşıyan başkent Tunus.

2,5 milyon insanın yaşadığı başkent Tunus’un trafiği her daim yoğun. Başkentte ilk  durağımız görkemli binalarıyla Fransızlar zamanından kalma Habib Burgiba caddesi, yeni adıyla 7 kasım caddesi. Paris’in ünlü Champs Elysee Bulvarı’nı çağrıştırıyor. Önemli binalar da yine bu bulvarın üzerinde bulunuyor. Bunlardan biri ‘Ulusal Tiyatro. İslam dünyasının önemli düşünürlerinden olan Tunuslu İbn Haldun’un heykeli St. Vincent de Paul kilisesinin önünde elinde kitaplarıyla duruyor. Mağazalar, oteller, restaurantlar, bankalar, kaldırım cafeleri ile dolu caddede cafelerden birinde mutlaka mola verin.

9. yüzyılda kurulan ve zaman içinde genişletilen eski kent yani ‘’medina’’ kentin geleneksel yüzünü yansıtıyor. Başkentin önemli cami ve medreseleri de eski kentin içinde yeralıyor.  Etrafı surlarla çevrili kent’ anlamına gelen medinalar birer labirente benziyor. Bir zamanlar kentin kalbini oluşturan medina şimdilerin alışveriş cenneti. Ortaçağdan kalma bu sokaklarda kumaşçıların, parfümcülerin, antikacıların, fesçilerin ve terlikçilerin bir arada olduğu bölümlerde gezmek çok keyifli.

Medina’nın merkezinde yer alan şehrin en büyük cami Zitouna Cami; 732 yılında burada bulunan Athena Tapınağı’nın üzerine kurulmuş, zaman içinde genişletilerek restore edilmiş, Medina ile birlikte inşa edilen, daha sonraları 13.- 15. yüzyıllarda birçok medresenin eklendiği caminin, o dönemde din eğitimi üzerine Kahire’deki ünlü El Azhar Üniversitesi’yle yarışacak kadar kapsamlı olduğu biliniyor. 1950’lere kadar 10 bine yakın öğrencinin eğitim gördüğü Zitouna, namaz kılınan bölümü dışında, Tunus’ta Müslüman olmayanların girebildiği tek cami.

Bardo Müzesi : 1888 yılında müze haline getirilen saray, bugün Kuzey Afrika’nın en büyük, dünyanın da en büyük mozaik müzesi. Müzenin  zeminini ve duvarlarını Roma devrine ait, muhteşem boyutlarda, pek çoğu gayet iyi korunmuş mozaikler süslüyor. Mozaiklerin neredeyse tamamı, efsanevi komutan Hannibal’in kenti olarak bilinen Tunis’teki Kartaca’dan  çıkarılmış. Bu eşsiz mozaikler arasında  ‘Neptün’ün Zaferi’  mozaiği ve Apollo Tapınağı’nın heykeli mutlaka görülmesi gereken eserler arasında yer alıyor.

Kartaca harabeleri: Başkentin hemen yanıbaşındaki harabelerin büyük bir bölümü cumhurbaşkanının sarayı, askeri tesisler ve lüks villalarların altında kalmış olsa da Kartacalılar tarafından kurulan bu yerleşim yeri, Roma İmparatorluğu’nun da en önemli şehirlerinden biri  olmuş. Şimdi Kartaca harabeleri Unesco dünya kültür mirası listesinde yer alıyor. Roma limanları, hamamlar, içinde kral mezarları bulunan villaların bir bölümü hala ayakta.

Mavi beyaz bir rüya: Sidi Bou Said

Mavi pencereli, beyaz badanalı evleriyle bu sevimli küçük kasaba Kartaca sahilinde bulunuyor. İspanya’dan göç eden Endülüs Müslümanları ve Yahudileri tarafından kurulmuş. Arnavut kaldırımlı sokaklarında dolaşırken begonvillerle çevrili, mavi cumbalı, küçük avlulu evler kapılarının orjinalliği ve güzelliğiyle dikkat çekiyor.Evlerin tamamı babadan çocuklarına geçmiş. Ve o kadar kıymetli ki bu bölgede bir ev satın almak imkansız çünkü  hiçbir ev sahibi bu güzellikten vazgeçmek niyetinde değil.  Özgürlüğü simgeleyen mavi kapı ve pencereleri, barışı simgeleyen beyaz boyalı mimarisiyle  bu bölge adını bir Müslüman efsanesinden alıyor. Sidi Arapçada ‘Ulu, Yüce, Aziz’ anlamına geliyor.

Fransızlar, Tunus’a hakim oldukları dönemde Sidi Bu Said’i daha da güzelleştirmişler. Birçok entelektüel, yazar, şair, ressam burada aylarca yıllarca kalarak bu güzel ortamdan aldığı ilhamla en güzel eserlerini vermiş. Andre Gide, Foucoult, Klee gibi yüzyılın önde gelen düşünür ve sanatçıları yaşamlarının bir bölümünü burada geçirmişler. Sokaklarda dolaşırken kafelerden birinde oturmayı ihmal etmeyin. Café des Nattes en ünlülerinden biri. Tunus’a özgü naneli ve çam fıstıklı çayınızı yudumlarken manzaranın keyfini çıkarabilirsiniz.

 Ne yenir?

Tunus’un en ünlü yemeği Kuskus. Bizim bildiğimiz tarzın dişinda ve çok farklı.İnce bulgur pilavının üzerine patates, kabak, havuç, soğan gibi sebzelerden oluşan etli türlü eklenerek servis ediliyor.

Nerede kalınır?

Gecelik oda fiyatı 50 Euro’ya kadar:

Hotel Carlton- www.hotelcarltontunis.com

Hotel Le Pacha- www.lepacha.com.tn

Hotel du Parc- www.hotelduparc.com.tn

Gecelik oda fiyatı 50-100 Euro arasında:

Golf Royal Hotel- www.golfroyal-hotel.com

Ambassadeurs Hotel- www.ambassadeurshotel.net

Gecelik oda fiyatı 100 Euro üzerinde:

Hotel Africa Tunis- www.elmouradi.com

Dar Amilcar- www.dar-amilcar.com

Hôtel La Maison Blanche- www.hotel-lamaisonblanche.com