Açlık Oyunları niçin okunmalı?

Tesadüfler silsilesi ile elime geçen o kitap; “Açlık Oyunları.”

Eleyip dokuyup da almış değildim açıkçası. Öyle bir dönemdeydim ki üstelik, hani ne bulsam okuyacağım türden… Dolayısıyla çok hazırlıksız yakalandım bu kitaba diyebilirim. Elime aldığım gün, okuyanlar bilirler elbette, inanılmaz uzak olduğum bir dünyanın içinde buldum kendimi ve inanılmaz bir dünyanın…Fakat çok büyük bir tezat oluşturacak şekilde de, takip eden iki gün boyunca, hayati meseleler dışında, herşeyi bir kenara itip, “varsa yoksa kitabım” modunda ve o dünyaya ait olarak yaşadım. Evet, tam iki gün.

Ne anlatıyor bu kitap?

Yakın gelecekte, yönetimde olan Capitol egemenliği altında ezildikçe ezilmiş halde yaşamaya mahkum edilmiş olan Panem ulusunun akılalmaz mücadelesiyle başbaşa bırakıyor…
12 mıntıkadan oluşan bu ulus için, bahsi geçen mücadele yetmezmiş gibi, her mıntıkadan biri kız biri erkek iki kişi, her sene düzenlenen Açlık Oyunları’ na katılmak zorundadır.
Katılanlar çocuktur evet, adı da “Oyun” dur; fakat aslı tam bir vahşettir! Televizyondan canlı olarak yayınlanan bu “sözümona” oyunun bir kazananı vardır. Her ne pahasına olursa olsun hayatta kalmayı başarmış, bir tek kazananı…
Oyunda birçok katı kural vardır; fakat öldürmek serbesttir!

O yılki piyango, 16 yaşındaki Katniss’ in gözünden sakındığı kızkardeşine vurur. Nevar ki, yıllar boyu annesi ve kızkardeşine yaşam dayanağı olmuş, akıldan beslenen mücadeleci ruha ve avcı yeteneğine sahip Katniss’ in, kızkardeşini kurban vermeye niyeti yoktur. Onun yerine oyuna katılamaya gönüllü olur. Ve herşey o zaman başlar.. Açlık Oyunları başlar…

Peki ne var bu “yok artık ekolü” kitapta, beni benden alan…Nesini sevdim?

Böylesine gerçekdışı bir hikayenin, gerçek kahramanlarını sevdim orda. Onların mantıksız, insafsız bir düzen içindeki o kusursuz, akla yakın varoluş çabalarını sevdim. Beni sayfadan sayfaya, nefesimi keserek sürükleyen anlatımını sevdim.
Vahşeti kurgulayanların, savunmasız olan üzerindeki ezici üstünlüğü ve yorulmaz israrıyla irkilirken; bütün o insanlıkdışı dayatmalara, içimi burkan insani çabalarla meydan okuyuşlardan etkilendim.

Kitabın elime adeta yapıştığı o iki gün boyunca, istisnasız herbir satır canlandı hayalimde. Ve o satırlardan kopan her duyguyu yaşadım gerçekten içimde. Başka hiçbir kitap hatırlamıyorum ki bu kadar, zorlama demek istemiyorum, zor bir hikayeyi bu denli kolay aksettirebilsin okuyucusuna. Taa içine işletsin ve de…

Kitabı bitirdikten sonra olanlar…

Biraz soluklanmak gerekiyor. Biraz durup dinlenmek. Hiçbir şey olmamış gibi yapmak…Anlık da olsa, gerçek dünyaya yeniden merhaba deme güçlüğü yaşamak çok doğal çünkü bu tanık olunan hikayeden sonra.

Sonra birgün olanlar…

Film koptu. Gerçekten. Bütün o, eminim, büyüleyici etki yaratsın, heyecan fırtınaları estirsin, hafızlara kazınsın çabaları, beyaz perdeye yansımış Açlık Oyunları’ nın büyüsünü bozdu.

Nedenini söyleyeyim:
Hikayenin bütününe götüren önemli parçalardan bazıları eksikti! Okurken adım adım takip eden heyecan yoktu. Nefesimi tuttuğum, gözlerimi kıstığım o satırları sabırla beklerken, her seferinde kısaltılmış , geçiştirilmiş sahnelerle başbaşa kaldım.
Bir heves pür nefes vaziyette izleyeceğimi düşünürken, Katniss, Peeta, Gale…Allahım! onlarla tanışacağım derken…bütün o mücadeleyi baştan sona soluk soluğa izlemeyi ümidederken…olan oldu. Ekrandaki renkler, hayalimdeki renkleri soldurdu, hayalkırıklığım oldu… Kahramanlar küstü. Hatta ben küstüm, okuyucular küstü..Olup biten herşey garip bir şekilde gerçekliğini yitirdi. Kağıttaki mürekkeple hayat bulan kahramanlar, ete kemiğe bürünmeleriyle birlikte birer birer öldü. Benim için. Ve eminim birçokları için….

Sonucu da hemen söyleyeyim:
Kusursuz kurgulanmaya çalışılmış sahnelerle en canalıcı duygularını yitirmiş, eksik kalmış, hayalgücümün gölgesinde kalmış bu filmi izlememiş olmayı çok isterdim…

Comments
  1. zekeriya dilsizoglu

    yazarin konuyu anlatim ve kaleme alis sekli mukemmel…

    • Anıl Birsen

      Çok teşekkür ederim..

  2. İbrahim Salı

    Açıkcası ben burada yazılanlara katılmıyorum, Konusu muhteşem olabilir fakat yazarın olayları bağlayış şekli çok zayıf, Okurken tamam bu oldu ama nasıl oldu şu ihtimalle olması çok saçma diyebiliyorsunuz, Sırf merakım gitsin diye kitabı okudum, Fantastik serileri okumayı seviyorum, Akıcı bir kitap ve kurgusu mükemmel bi kitap ama değer verildiği kadar mükemmel değil bence.

  3. Anıl Birsen

    Evet çok iyi ve daha iyileri de olabilir elbette..Yorumunuz için teşekkür ediyorum..

  4. Banu

    Selam Anil,
    Su anda 39 yasindayim ve lise yillarimda bir karar aldim: asla okudugun kitabin filmini seyretme! Cunku okurken beyninde kendi cektigin film mukemmel ; renkler, kahramanlar,mekanlar tamamen sana ait.Filmi seyrettiginde senin filmin can cekisiyor…