666 Park Avenue’de ölmek var dönmek yok!

Pilot bölümü Eylül ayının son haftası ABC kanalında görücüye çıkan 666 Park Avenue, adında şeytanın kutsal sayısını barındırmasından da anlaşılacağa üzere korku severler için yeni bir seçenek olarak sezon dizileri arasında yerini aldı. Dizinin yaratıcı koltuğunda  Fringe’in hem senaryosunda hem de prodüksiyon ayağında emeği olan David Wilcox oturuyor. Başrollerde Lost’un her bölümünde beni  sinir etmeyi başarmış karakteri  John Locke’u yani Terry O’Quinn’i görünce bu dizi ya çok güzel olur patlar ya da elde patlar… ortasının olacağından şüpheliyim diye geçirmiştim içimden. Lakin yapmışlar olmuş. Türün en bilindik korku öğelerini kullanmanın yanı sıra belli başlı bilinen korku film ve dizilerine öykünerek toplama – ortalama bir dizi yaratmayı başarmışlar.

Dizinin konusundan bahsetmeden olmaz tabii, Jane (Rachael Taylor) ve Henry (Dave Annable) şanslarını New York’da denemeye karar vermiş genç bir çifttir. Kötü şartlarda yaşasalar da gayet mutlu olan çiftin iş arayışıda sürmektedir. Böylece ‘999 Park Avenue’de açık olan yönetici pozisyonuna talip olarak iş görüşmesine giderler. Soluk kesecek kadar büyük ve görkemli olan bu tarihi yapıda işi kapacak olan şanslı çift aynı zamanda kira ödemeden gayet güzel bir dairede yaşama hakkına sahip olacaktır. Binanın sahibi Gavin Doran (Terry O’Quinn) ile yapılan görüşme pek tadında geçmese de Jane’in durumu zorlaması ve şansa  ‘Tanrı’ üzerine birkaç gönderme yapması Gavin’in gözlerini parlatır böylece genç çift hem işin hem de konforlu dairenin sahibi olur. Her şey gerçek olmayacak kadar güzeldir.

Gelelim Gavin’e daha ilk sahnesin de Gavin hakkında kafamızda soru işareti bırakmayacak kadar bilgiye sahip oluyoruz. O şeytanın yer yüzündeki gönüllü uşağı gibi. İnsanlara istedikleri ne ise onu verme konusunda alabildiğine cömert. Örneğin çok yetenekli olmasanız da sizi ünlü bir müzisyene dönüştürebilir yada ölmüş olan karınızın hala sizin yanınızda olmasını sağlayabilir, onun büyüsü size hizmet ediyorsa eğer 100 yaşında olmanız önemli olmaz hala çıtır bir genç kız gibi görünebilirsiniz. Tabii günü geldiğinde tarafınıza yapılan bütün bu kıyakların bedelini ödemeniz şartıyla. İşte o gün geldiğin de Gavin ile iyi anlaşamıyorsanız ‘999 Park Avenue’ binasından çıkmanız mümkün değil.

Peki Jane ve Henry’nin korkutmaktan çok geren hikayede ki rolü ne olacak. Binanın bodrum katından yükselen gizemli havanın etkisin de olan Jane gördüğü rüyalarında rehberliğinde  kendini binanın tarihini araştırmaya kaptırmış durumda. Fakat asıl hedef önüne atılan yemlerin göz alıcılığına kapılmayacak kadar dürüst bir profil çizen Henry.  Söylemeden geçmeyeyim Henry bir avukat.  Gavin’in Henry için çok özel planları var ve bu dizide beni tek heyecanlandıran da Henry’e ne olacağı sorusu.

Sözün sonuna gelirsek, lanetli bir binanın bodrum katından yükselen gerilimiyle biraz Amerikan Horror Story’i, yedi ölümcül günahın esiri insanlarıyla Şeytanın Avukatı’nı anımsatan dizi görsel açıdan da yeni bir şey söylemiyor. Klişelerle de olsa bölüm boyunca gerilimi dozunda tutup sonunda merak içinde bırakmayı başarıyor. Ama bu hafta 2. Sezonuyla ekranlara dönen American Horror Story izleyicinin haftalık korku kotasını daha sıkı bir şekilde dolduracağından açılışı düşük reyting sonuçlarıyla yapan dizinin ayakta kalması biraz daha çaba gerektiriyor. Yine de meraklısı için göz atmaya değer bir yapım. İyi seyirler. (Gabrielle Pierce’nin aynı adlı romanından uyarlanmıştır)

Fragman: 666 Park Avenue

YouTube Preview Image
Comments
  1. jamia

    Seytanin avukatini izlermis gibi hissettim kendimi, ileriki bolumlerde daha guzellesecegine inancim tam ama :)