Dikkat edin Bağlarbaşı üstünüze yıkılmasın

Orman yakmak suçların en büyüğüdür. Ya ağaç kesmek ? Hep söylenir ya, hani bir ağaç kesilecekse yerine beş fidan dikilmeli diye. Bunun sebebi şudur: Her beş fidandan sadece biri ya da ikisi yaşama tutunabilir.

Büyük şehirlerin ağaçları da spor alanları da hızla yok oluyor. Oysa kesilen her ağaç yerine 5 tane fidan dikilseydi, yıkılan her spor sahası yerine 5 adet yenisi yapılsaydı, hem yaşanabilecek bir şehrimiz olur, hem olimpiyatlara sporcu yollar, hem de daha sağlıklı nesillere kavuşurduk.

Akademik kariyerimi yaptığım yıllarda üzerine basa basa bize öğretilen 3 temel spor vardı: Atletizm, cimnastik ve yüzme. Spora biraz yakın olan her İstanbullu bilir ki, mega şehirde iki elin uzun parmaklarını geçmeyecek sayıda cimnastik salonuna sahibiz. İşin kötüsü bu salonları da kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyayız. Aslında abartıyorum; gerçek anlamda koca İstanbul’da herkesin kullanabildiği tek cimnastik salonu var: Bağlarbaşı Spor Salonu. Üstelik bu salonda sadece cimnastik de yapılmıyor. İki bölümden oluşan bu salonda, bir de lig maçlarının da oynandığı çok amaçlı hentbol salonu var.

Kimler kullanıyor ?
Neredeyse 7/24 çalışan bu salondan faydalanan yaş gurubuna dikkatinizi çekmek isterim: 3 yaşından 25 yaşına kadar çocuklar ve gençler. Tüm dünya bu yaş grubunu spora yönlendirmeye çalışırken, bizler onların kendi kendilerine özveriyle gelmeye devam ettikleri, son derece zahmetli olan bir sporun tüm acılarına rağmen kötü alışkanlıklardan uzak kaldıkları bu aile ortamını kendi ellerimizle yok ediyoruz.

Evet, Bağlarbaşı Spor Salonu kapatılıyor. Şehrin en uç noktalarından türlü eziyetlere, trafiğe, okula, sınav sistemine, parasızlığa rağmen buraya gelen sporcular için 5 değişik yerde daha yeni spor salonları açılmasını sağlamak yerine, hali hazırda elimizde bulunan tek cimnastik salonu yıkılmaya yok edilmeye çalışılıyor. Sebebi ne olursa olsun bunun iyi bir şey olduğu konusunda beni ikna edemezsiniz! Bu acımasızlığı kabul etmiyorum! 

Yolu spordan geçen herkes Bağlarbaşı Spor Salonundan yaralanmıştır – buna ben de dahilim. Kısa tarihine kimleri konuk etmedi ki ? Türkiye’nin ilk gösteri show grubu Los Piços’tan tutun da Fenerbahçe’li Aykut Kocaman’a, Cüneyt Arkın’lar, Tarık Akan’lar, şu an ülke sporunun yönetiminden sorumlu üst kademe bir çok isim… Hepsinin yolu bu salondan geçti. Hatta BirinciBlog yazarlarından Ece’yle bu mevzuyu konuşurken, onun da bir dönem bu salonda hentbol maçlarına katıldığını öğrendim. Anlayacağınız listeyi alabildiğine uzatmak mümkün; ama içimi en çok acıtan salondan ücretsiz yararlanan kimsesiz çocukların artık spor yapamayacak olması .

Her boş zamanımda giderim bu Antik Yunan gymnasiumu misali tarih olacak salona. Yine bir sabah uğradığımda salonun emektar milli takım çalıştıran hocalarının üstünde, yanında, onlarla güreşen mutlu kimsesiz çocukları görmüş, duygulanmıştım. Onlar tüm boş zamanlarında hepimizin çocuklarını birer baba gibi hayatın içinde tutuyorlar. Peki biz ne yapıyoruz?

Şimdi kimse kafasını kumun altına sokup gelecekle ilgili saçma planlamalar yapmasın. Bu şekilde hiç bir olimpiyata gidemeyiz. Bırakın olimpiyatı, ülke kapısından dışarı çıkamayız. Spor yapacak yaştaki çocuklarımızı her gün iki saat olsun televizyon ve oyun makinelerinin karşısından kaldıracak sebep bulamayız. Spor üzerindeki kirli elleri çekelim. Gerçekten bir şeyler yapılmak isteniyorsa Bağlarbaşı Spor Salonu’nun çevresindeki anlamsızca kullanılan ucube yapıları da salona ekleyin. Geleceğimiz çocuklarımız için, ülke sporu için, spor alanlarımıza dokunulmasın istiyoruz. Biz elimizdekilerle yetinmeye bile razıyız, olanı yok etmeyin yeter. Bir kaç spor salonu yapılabilecek paraya ülke dışından sporcu transfer ediyor, sonra da sporda başarı bekliyoruz. Bu şekilde devam edersek ruh ve beden sağlığı bozuk bir gelecek nesile çözümler aramaya başlayacağız. Yolu Bağlarbaşı Spor Salonu’ndan geçmiş herkesi bir şeyler yapmaya davet ediyorum. Hemen, Şimdi!

Konuyla ilgili başlatılan imza kampanyası için burayı tıklayabilirsiniz.