24 saatte Belgrad

Yaz başında Sonbahar fırsatlarında Pegasus ilanını, ardından Worldcard kampanyalarında Pegasus biletlerine 5 taksit yazısını görmemle başladı her şey…

Sonbahar ailecek bizim ayımız. Üç terazi lastik jimnastik olarak doğumgünlerimiz de 24 Eylül, 3 ve 21 Ekim olarak sonbahara konuşlanmış durumda. Bu kez bir değişiklik yapıp kutlu doğum ayları aşkına şımartsam kendimi dedim ve başladım bakınmaya. Ofisi ve “mini mini bir” kızımı uzun süre bırakamayacağıma kanaat getirip kendimi 22 Eylül gidiş, 23 Eylül dönüş bileti alırken buldum. Mail adresi olarak Orhan’ınkini vermemle o da durumdan haberdar olup gözlerini pörtleterek “Delirdin mi bir günlüğüne Belgrad’a nasıl gidilir? Nerede kalırız, nasıl buluruz, ne yer ne içeriz?” şeklinde bir kelime taarruzuna tuttu. Tam sakinleşir gibi olurken bip bip hostel rezervasyonu mesajı geldiğinde kalacağımız yeri görünce sarardı, morardı. Bir süre “Sırbistan, hostel, film olan Hostel…” şeklinde sayıkladı.

panorama

Uzun uğraşlar sonucunda internette “Bak gidilmişi var, sağ salim dönülmüşü var…” şeklindeki örnekleri okuyunca ikna olur gibi oldu. Gidenleri arama, mail atma fikirlerinden ise zorlukla döndürebildim.

Gelelim asıl hikayemize, amaç sizin de sadece 24 saatiniz varsa Belgrad’da neler yapabileceğiniz hakkında biraz fikir edinmenizi sağlamak, 24 saatten daha fazla vaktiniz varsa ise deyim yerindeyse “yaya yaya” gezebileceğinizin müjdesini vermek.

Pazar 11.30 uçağıyla sadece sırt çantalarımızla yola koyulduk, böylece online check-in yapıp bagaj vb. ile hiç vakit kaybetmeden havaalanına eriştik. Bagaj katındaki info masasından birer harita aldık, üst kata çıktık. Çıkış kapılarına doğru gidip sola doğru yürüdük Exchange ofisini bulduk (makineler de var ama hiçbiri çalışmadı parayı alıp iade etti…) 100 dolarımızı dinara çevirip dışarı çıktık.

Otobüs durağında biraz bekledikten sonra 72 nolu otobüs gelince 300 dinarı şoföre ödeyip bindik (Numaralara bakın ki yanlış otobüse binmeyin). Yaklaşık 20 dk kadar sonra durağımıza geldik. Bu arada belediye otobüsü mantığıyla her durakta duruyoruz, şaşırmayın.

Haritadan otelin yerine baktık (haritayı baş aşağı çevirince algılamak daha kolay geliyor denemenizi öneririm). İndiğimiz durağın solunda bulunan alt geçitten karşıya geçip teknemize gittik (detaylı tarif yazının sonunda). Ördeklerin yüzdüğü nehre bağlanmış tekneye binip kendimizi tanıttık. Türkiye’den blog ve web sitelerinde bahseden arkadaşların reklamı onları çok memnun etmiş, dolayısıyla Türklere çok aşinalar. Eğer direkt rezervasyon yaparsanız e-mail ile, %25 indirim yapıyorlar normal fiyat 2 kişilik oda-kahvaltı 60 Euro (kontakt@klubkej.com, mailde bizim sayesinde haberdar olduğumuz arkadaşın web sitesini referans olarak yazabilirsiniz zira epey insana faydalı olmuş bir sitedir bilahare göz atmanızı tavsiye ederim, www.gezdimania.com )

oda

Beklentimizi minimumda tutup parmakları çapraz tutarak odamıza gittik ki… Şahane! Çarşafları, havluları tertemiz özenle yerleştirilmiş, TV, saç kurutma makinesi, klima, kalorifer hatta ütü bile var. Odanın kendi banyosu var. Balkon kapısını açınca nutkumuz tutuldu, enfes bir nehir manzarası en sağda ise Kale Meydan’ın surları… Hostel demek haksızlık olur, Tunus’taki beş yıldızlı otelden daha temiz olduğuna yemin edebilirim. Bizi odaya getiren arkadaş hoş geldin anlamında iki koca bardak ev yapımı bira getirdi… Sabah kahvaltısını kaçta istediğimizi sorup, omlet, domates, peynir, kahve ve meyve suyuna fit misiniz? dedi ve sonrasını hatırlamıyorum ! Şaka tabii ki, tırsmayın.

Taksi çağırıp yola çıktık. Nikola Tesla Müzesi’ne gittik yaklaşık 450 Dinar tuttu fakat saatlerine bakmamışız müze kapalıydı. Siz siz olun görmek istediğiniz yerlerin saat ve yerlerine mutlaka yola çıkmadan bakın…

Biz de şehrin en ünlü caddelerinden Knez Mihailova’ya yürüdük.  Karnımız çok aç olduğundan caddede 46 numarada bulunan Kolorac Restoran’a girdik. Restoran’ın küçük, güzel, çiçekli bir bahçesi var. Şansımıza yan bahçede piyano resitali vardı. Yerel bira, şopska salatası (çoban salatasının beyaz peynir rendelenmiş versiyonu) ve köfte yedik, porsiyonlar çok büyük ve kişibaşı 25 TL civarında tutuyor bira, salata, köfte… restoranın iç koridorundaki resimlere ve üst kattaki fotoğraf sergisine göz attık.

ac

Aynı caddede bulunan kitapçıları gezdik, son olarak dışarıdan kermes gibi görünen bir dükkana girdik. Çok güzel el yapımı takı, giysi ve sabunlar var. Çantamızda buram buram kokan çikolatalı bir sabunla buradan çıktık.

Sokaklardan birinin sonunda uzaktan bir kilise çanı görünce oraya doğru yürüyüp kiliseyi gezdik. Tüm mekanlar haritada gösterildiğinden bulmak oldukça kolay olsa da biz kafamıza göre gezdik. 2 numaralı tramvaya binip ücretsiz olarak tam bir şehir turu yapabilirsiniz, biz de öyle yaptık. Hem hızlı hem de dinlenmeye olanak veriyor. Tramvay durakları ve geçen tramvayların numaraları haritada belirtilmiş. Beklediğiniz durağın yazılarından kontrol etmeyi unutmayın. Son olarak Kale Meydan’a gidip orayı da gezdikten sonra nehre doğru inip Beton Hala’ya gittik (tarif yazının sonunda). Iguana Restoran’a eriştik ve karnımızın tok olduğuna pişman olduk. Füzyon mutfağından güzel örnekler, bira, şarap ve canlı caz müzik bulabileceğiniz oldukça şık ve güzel manzaralı bir restoran. Dolayısıyla 21 itibariyle acıkacağınız bir program yapmanızı öneriyorum…

Restorandan çıkıp köprüye doğru yürüdük, merdivenlerden köprüye çıkıp yürüyerek köprüyü geçtik. Oldukça aydınlık ve rahattı, nehri takip ederek tekneye kadar ulaştık. Şehrin havasından mı suyundan mıdır bilinmez herkes ziyadesiyle romantik. Nehir görünce, köprü manzarasında, güzel manzara görünce hemen öpüşüp sarılıyorlar (yanlış anlama olmasın herkes kendi sevgilisine! Boğaz Köprüsü burada olsa nüfus patlaması olur! #kesinbilgi)

semsiye

Terasımızda keyifle ayı ve nehri izledikten sonra yatıp dinlendik, biz gece hayatına takılmadık vakit azlığından ama birden çok gününüz varsa mutlaka uğrayın. Beton Hala’daki mekanlardan birini rahatlıkla tercih edebilirsiniz.

Sabah erkenden kalkıp güneşin nehre doğuşuna hayran kalıp kahvaltıya gittik. Teknenin restoran bölümünde omlet, peynir, domates, meyve suyu ve kahveden oluşan kahvaltımızı yapıp çantamızı taktık kolumuza ve çıktık şehir yoluna…

Önceki gün gezerken aklımıza koyduğumuz Philip Cafe’ye girdik.  Dekorasyonu bizi hayran bıraktı ve 2 duble espresso ile bir şişe greyfurtlu biranın 450 Dinar (4 Euro gibi) tutması hayranlığımızı bir kat artırdı. Bir şeyler içip tekrar gezmeye başladık. Taj Meydan’a gittik, vaktimiz az olduğundan biraz gezip ayaküstü birer dilim pizza yiyip Hotel Slavya’nın önünden A1’e binip alana gittik. Pasaport kontrolünden sonra biraz Duty Free gezip 5 Euroluk güzel birkaç şişe şarap alıp, bir şeyler içtik (havaalanındaki her şey bizdeki fiyatlarda taşımaya değecek özel bir şey yok biz sadece şaraplarda birkaç güzel ve ucuz seçenek bulabildik, yemekler ise gayet uygun bizdekinin aksine çok ucuza yemek yiyebilirsiniz). Ardından 16.15 uçağıyla döndük. Tadı damağımızda kalsa da maksimum 3 günde her yerini gezip dönebileceğiniz bir şehir Belgrad…

saray

Benim mutlaka yapın listem ise aşağıdaki gibi:

  • Greyfurtlu Jelen birası
  • Kolorac’ta öğlen yemeği
  • Nikola Tesla Müzesi
  • Kale Meydan’dan şehir manzarası
  • Köprüden yürüyerek geçip –varsa- dolunayı izlemek
  • Nehir boyu yürüyüşü
  • Tekne Otellerden birinde kalmak
  • Saat 21 sonrası Iguana’da canlı caz dinleyerek şarap ve yemek
  • Ayaküstü dilim pizzalar
  • Caddelerdeki minik Gratis tarzı marketlerden gerekli krem vb tedarik etmek (bizden ucuzlar)
  • Mevsim uygunsa tekne turu
  • Kilise ve katedrallere beşer dakika da olsa ayırmak
  • 2 numaralı tramvayla şehri gezmek
  • Vakit varsa Kale Meydan’ın yukarısındaki hayvanat bahçesini gezmek

Havaalanından Şehre Ulaşım

Üst kattaki otobüs durağından (bizim belediye otobüsleri gibi üzerlerinde numaraları yazıyor) eğer bizim gibi USCE’de Kej Yatching Club’da kalacaksanız 72 numaraya binip USCE Alışveriş Merkezi’nde iniyorsunuz. Kişi başı 150 Dinar otobüs şoförüne ödeyebilirsiniz. Alt geçitten karşıya geçip yeşilliklerin yanından nehir kenarına kadar yürüyorsunuz en çok 10 dk sürer, nehri gördüğünüz anda yönlendirme tabelalarını da görüyorsunuz, solunuzda 2 dakika uzaklıkta…

Eğer şehir içinde bir otelde kalıyorsanız A1 numaralı shuttle otobüsüne binip Hotel Slavya’nın önünde iniyorsunuz. Elinizdeki haritaya bakarak yürüyerek otelinize ulaşıyorsunuz. Gözünüz korkmasın mesafeler birbirine yakın.

Konaklama

* Yachting Club Kej, Usce bb, Belgrade, Serbia, Kişi başı yaklaşık 25 Euro

* Hotel Moskva, Belgrade, Terazije 20, Kişi başı 77 Euro

  • Art Hotel, Knez Mihailova 27, Stari grad, 11000 Belgrade, Kişi başı 140 TL

Gezilebilecek müzeler: http://en.wikipedia.org/wiki/Belgrade

Bu da ekibin resmi!

ekip

 

Comments
  1. Attractive element of content. I simply stumbled upon your blog and in accession capital to say that
    I acquire actually enjoyed account your blog posts.
    Any way I will be subscribing to your augment and even I achievement you
    get right of entry to consistently rapidly.

  2. Selma

    Merhaba yazınızda 2numaralı tramvay ile ücretsiz şehir turu yapabileceğinizi yazmışsınız ancak tramvaya binmek için biniş kartı almanız gerekiyor. Eğer biletsiz binerseniz bilet kontrolü yapılırken yakalanabilirsiniz. Ceza olarak da kişi başı 2000 dinar ödemeniz gerekir.