2014 yılına hızlı bir giriş yaptık. Şehirde spor yapmanın zorlaşmasıyla alternatif spor aktivitelerinin de sayısı artıyor. Bu nedenle şehir insanı spora uyanıyor dedik. Park ve bahçelerin yok olma riski ortaya çıkmasaydı yeşilin değeri belki şu andaki kadar bilinmeyecekti. İşte spor alanları ve spor yapmanın gerekliliği de buna benzer durumda. Her ne sebeple...
Yakalı önlüklerimiz içinde, tahta sıralarda oturduğumuz dönemlerden hayal meyal hatırladığımız ve bizi hayata hazırlayan ilk ders olan Hayat Bilgisi, yetişkinlikte de aynen eskiden olduğu gibi, ihtiyaç duyduğumuz alanlarda bize gerekli donanımı kazandırmak için yeniden ete kemiğe büründü. “Yeni şeyler bilmek lazım” sloganı ile yola çıkan Hayat Bilgisi, Azmi Karaveli,...
Onunla ilk olarak çektiği birbirinden yaratıcı müzik klipleri ile tanıştım. İyi bir müzik klibinin bol bütçe ve çılgın efektler gerektirmediğini, biraz hayal gücü ve belki biraz da kağıt ve yapıştırıcı ile ne harika işler çıkarılabileceğini gösterdiği için de sıkı bir takipçisi oldum. Björk’ten Radiohead’e, The Rolling Stones’dan The White...
Feb
15

Saklambaç

Saklambaç oynadığım gün başladı herşey. Bir zamanlar ben de çocuktum diyebilseydim eğer, çocukken başladığını söylerdim. Öyle saklambaçlı dolanbaçlı yollara girmezdim. Bu yüzden benimki, bir çocuk bedenine hapsolmuş ruhumu saklamaya çalıştığım bir gün başladı; günlerin duvara atılan çiziklerden ibaret olmadığı bir gün başladı. Şimdilerdeyse, zamanın birbirine paralel ve bunlarla kesişen...
Bir kitap okurum aklıma bir fikir düşer, bir şarkı dinlerim filizlenir, bir film izlerim fidan olur… düşündükçe sanki ete kemiğe bürünür canlanır hayallerim. Bu hayalimin fidana dönüşmesine sebep olan bir festival filmi oldu bu kez, “The Necessary Death of Charlie Countryman” İzlemenizi tavsiye ederim keyifli ve sürükleyici bir film....
Dedektif Alex Murphy ve içinde yeniden hayata döndüğü muhteşem yarı makine yarı insan RoboCop ile tanışalı 27 yıl olmuş, halen inanmakta zorlanıyorum.  Hiç şüphesiz RoboCop zamanının en bomba filmlerinden birisidir ve geek dünyasında bir klasiktir.. Bugünkü teknoloji ile çekilen yüzlerce bilim kurgu filminde gördüğümüz ultra modern ve ful dijital...
Malumunuz son günlerin yeni internet fenomeni, hocaların hocası İlber Ortaylı… Tarihçi bir büyüğüm kendisi için “pir-i tarih” der. Yalan da değildir, bu işin piridir. Benim kendisiyle tanışmam ise ortaokul sıralarına rastlar. Evimizde hocanın birkaç eseri benim ise tarihe yoğun bir merakım vardı. Ancak yaşım ufak eserler büyüktü, fazla okyabildiğimi...
Yaşım 14’tü bu hastalığa yakalandığımda. Her şeyin ilkini aklımıza kazıdığımız şu hayatta böylesine büyük bir hastalığa yakalandığım günü hatırlamıyorum. Nereden, kimden ve nasıl kaptığıma dair en ufak bir fikrim yok.   O yıllarda Macintosh alan zenginler haricinde geri kalan herkes ‘Toplama’ diye tabir edilen bilgisayarlar kullanıyordu. Internet Cafe’ye gidersin,...
Feb
08

Teyzem

Türk Sineması’nın usta yönetmenlerinden biri olan Halit Refiğ imzalı ‘Teyzem’, sinemamızda şizofren konusunu ela alan nadir yapımlardan bir tanesi. 1986 tarihli film, zor bir konuyu işlemesi ve bunun üstesinden alnının akıyla çıkmasıyla ayrı bir takdiri hakediyor. Filmin ana karakteri olan ve Müjde Ar tarafından canlandırılan Üftade’nin bilinmezlerle dolu yaşamı,...
Kuşkusuz birçok kişi hemfikirdir:  Uzakdoğu sinemasını gözümüzde ayrı yere koyan ve mutlaka geri dönüşlere iten yönü sertliği, keskinliği, hiçbir şekilde sakınmadığı sefaleti ve hayatın gerçekleri olmuştur. Boyutu ne olursa olsun eğer bir hayat en dip noktadaysa, film boyunca siz de oradasınızdır. Sizi hiçbir şeyden korumaz. Uyarmaz bile. Uzakdoğu sinemasındaki...
Ben küçükken İstanbul’da çok fazla su kesintisi olurdu. O zamanlar annelerimizin elimize tutuşturduğu bidonlarla en yakın çeşmeye gidip o günkü bulaşığa filan yetecek kadar suyu eve taşırdık (evet, Çengelköy’de bir zamanlar çeşmeler ve dereler vardı. Ne yazık ki çok değil, sadece 20 sene öncesinden bahsediyorum). Suya olan doğal ihtiyacımız bir...
Kapı gıcırtısına oynayan bir millet olduğumuz kaçınılmaz bir gerçek. En “ay benim hiç alakam yok müzikle” diyenimiz bile, bir yerde kanını kaynatan bir ritim duyduğunda ya elindeki kalemi tahtaya vurmaya başlar, ya çay kaşığını bardağına vurup ritim tutar, ya da hiç bir şey bulamazsa, parmağını bacağına vurur yine eşlik...